"Gökdelen", kısıtlamalar dünyasında, belki fiziksel kısıtlamalar belki de sadece zihinsel kısıtlamalar, yaşayan insanlarla ilgili bir oyundur. Bir grup arkadaş yüksek bir gökdelende yaşamaktadır ve orada hayat bildiğimiz herhangi bir ülkedeki gibidir. Gökdelenin çatısında basketbol oynarlar, birlikte zaman geçirirler ve aşık olurlar. Onların Gökdeleni tıpkı diğer gökdelenler gibidir ama onu farklı kılan özelliği buradan çıkış olmamasıdır. Genç insanlar bu duruma farklı tepkiler gösterirler ama içlerinden biri, Andi dışarı çıkma konusunu takıntı haline getirir. Küçük kardeşi Dino kalp yetmezliğinden öldüğü zaman, Andi dışarı çıkmayı denemeye karar verir.

TÜRKÇE ÇEVİRİ: AYSUN ALADAĞ

HIRVATÇA-İNGİLİZCE ÇEVİRİ: NUSA TORBICA


KARAKTERLER

1k, 4e

ANDI – Gökdelen’de yaşamaktadır, basketbol oynar, dışardaki hayata ilgi duymaktadır

DINO – Andi’nin küçük kardeşi, kalp rahatsızlığı vardır, basketbolcu olmak istemektedir

MONICA – Andi’nin kız arkadaşı, Gökdelen’de yaşamaktadır, çiçeklerle ilgilenmektedir

TONI – Gökdelen’de yaşamaktadır, basketbol oynar, resimle ilgilenmektedir

DIŞ SES / BEKÇİ – Yalnızca anonsları duyulur.

TEMİZLİKÇİ – Gökdelen’in temizlik görevlisidir, iyi bir gözlemcidir.


YÖNETMENE NOT: İtalic ve bold yazılı kısımlar şiirsel biçimde yazılmış sahne direktifleridir. Yazar bu kısımların sahnelenmesini yönetmenin kararına bırakmıştır. Bu oyunu Hırvatistan’da sahneleyen bir yönetmen, cümlelerin yazı olarak duvara yansıtılmasını tercih etmiştir. Bu kısımlar karakterlerden biri tarafından seslendirilebileceği gibi sadece sahne direktifi olarak kabul edilip oynanması da mümkündür. Bu konuda karar yönetmene aittir.


LANA SARIC -  GÖKDELEN

1. Sahne

DINO               (renkli pijamalarıyla ve kolunun altında bir basketbol topu) Biz bir takımız. Gökdelen’in yurttaşları. Bizim Gökdelenimiz eski, gri ve biraz da metruk. Bir sürü katı var. Ve bir sürü daire. Ve dairelerde bir sürü insan. Birçok da çocuk var. Yani biz çocuklar, hiç sıkılmıyoruz. Gökdelen’de aklınıza gelebilecek her şeyimiz var;  insanlar, yiyecek, her türlü oyuncak, gizli köşeler ve saklı geçitler. Burada oynayabiliyoruz. Bu sebeple burayı seviyoruz. Ve bitik bir halde olmasını umursamıyoruz. Sadece bir problem var. Buradan çıkamıyoruz. Gökdelen’in bir çıkışı yok.

2. Sahne

(Gökdelen’in terasında. Projektör ışıklarının ve karanlık gökyüzünün altında. Top yerde sekiyor. Topun peşinde koşan oyuncuların sesi. Yaz havası.)

(Toni ve Andi, Gökdelen’in çatısında basketbol oynuyor. Dino, Andi’nin küçük kardeşi, kenarda oturmuş ağzında bir düdükle hakemlik yapıyor.)

DINO               Faul!

TONI               Hayır, değildi!

ANDI               Evet öyleydi.

DINO               Faul!

TONI               Tamam, öyleydi.

DINO   (düdüğü çalar) Top Andi’de.

(Toni topu Andi’ye atar. Andi yerde sektirir. İkisi de topa odaklanmıştır. Andi atağa geçer. Toni topu ondan çalmaya çalışır. Andi atış yapar. Ve belki de yüzüncü kez kaçırır. Çünkü çok iyi basket oynayamıyordur. Çünkü spordaki şansı kelektir. Top Gökdelen’in çatısından aşağı düşer. Boşluğa.)

DINO               Hayır!

(Üçü de çatının ucuna gelir ve dikkatlice aşağı bakar.)

TONI               Of Andi. Çok salaksın.

ANDI               Bir top daha gitti.

DINO               Ne yapacağız? Hadi gidip alalım, alalım mı?

TONI               Çok komik.

(Üçü de hayal kırıklığı içinde hakem yerinin yanına oturur. Dino lolipop yalar.)

TONI               Gerçekten sakarsın.

ANDI               Senin de başına gelebilirdi.

TONI               Ama bir şekilde hep senin başına geliyor.

(Toni arkasına yaslanır. Gökyüzünü seyreder. Dino lolipopunu yalar. Andi boşluğa bakar.)

ANDI               Asıl sorun şu ki aşağı inip topu alamıyoruz. Peki sizce…sizce dışarı çıkabilsek nasıl olurdu?

TONI               Başka bir gökdelene girer ve orada aynı burada olduğu gibi yaşardık.

ANDI               Belki dışarda gökdelenlerde yaşamıyorlardır. Belki dışarısı tamamen farklıdır.

TONI               Şüphe…

ANDI               Şimdiye kadar kimsenin gökdelenden dışarı çıkmamış olması garip değil mi?

TONI               Belki birileri çıkmıştır. Nereden bilebiliriz ki? Ama kimse geri dönüp de dışarı çıktığını söylemedi.

DINO               Çünkü belki de dışarısı daha iyidir. Bu yüzden kimse dönme gereği duymamıştır.

ANDI               (çatının kenarına gelir) Nasıl yapardınız? Buradan nasıl çıkardınız? Uçarak mı? Zıplayarak mı? Ya da sadece bir adım atıp? Kenara kadar gelip, bacağını ger, bir adım at ve sonra…

TONI               (birden panikler, ona doğru koşar ve omzundan yakalar) Kenardan uzaklaş! İhtiyacımız olan son şey senin düşmen.


(Bir temizlikçi çatının çıkış kapısından girer. Elinde bir süpürge vardır. Sanki insanları uzağa süpürmek ister gibi. Görünmeyen tozu süpürür. Sosyal biri olmayı uzun zaman önce bırakmıştır. İnsanlarla konuşmayı uzun zaman önce bırakmıştır. Şimdi sadece yerleri süpürmektedir. İnsanlar ondan korkar.)

(Kısa bir giriş müziğinden sonra hoparlörden Bekçi’nin sesi duyulur.)

BEKÇİ SES Saat 10. Gökdelen’in üzerinde gökyüzü açık ve hava ılık. Güneybatıdan hafif, ara sıra orta kuvvette rüzgar esiyor. Toplu alanları terk etmeniz ve bulduğunuz gibi bırakmanız, kullandığınız eşyaları almanız, ışıkları kapatmanız ve dairelerinizdeki panjurları indirmeniz rica olunur. Ayrıca sakinlerimize hatırlatmak isteriz ki her sene düzenlenen Muhteşem Gökdelen Partisi’ne sadece iki gün, tekrar ediyorum sadece İ-K-İ gün kalmıştır. Yarın için hava tahmin raporu: Güneşli ve yağış yok. Güneybatıdan hafif, ara sıra orta kuvvette rüzgar eseceği tahmin ediliyor. Sıcaklık bugünküne yakın olacak. Son olarak bütün sakinlerimizi Büyük Gökdelen Piyangosu biletlerini almaya davet ediyoruz. Piyangoyu kazanan şanslı kişi partide açıklanacaktır.

(Müzik)

TONI               Hadi gidelim.

DINO               Şimdi nereye gidiyoruz?

ANDI              Sen eve gidiyorsun.

DINO               Neden sizinle gelemiyorum? Sen benim ağabeyimsin. Bana göz kulak olman lazım.

TONI               (imalı güler) Sana bakamaz. Yapacak başka işleri var.

(Toni ışıkları kapatır.)

3. Sahne

(Gökdelenin çatısında, gece. Biri karanlıkta dolanıyor. Çok sessiz bir biçimde. Bir çanta taşıyor. Bir mum yakıyor.)

(Bu Andi)

(Çantayı açıp içindekileri çıkarıyor. İki minder. Bir örtü. İki dilim çikolatalı pasta. Her şeyi rahat ve romantik bir ortam sağlayacak şekilde düzenliyor. Karanlıkta fısıldaşmak için. Yıldızlara bakmak için. Çikolatalı pasta yedireceği kız için. Elinde mumuyla Monika girer. Şimdi iki muma sahiptirler. Bütün bir geceye. Çikolatalı pastaya. Ve gökyüzüne.)

MONIKA          (Andi’yi öper) Mmm…Bu tat ne? Çikolata mı portakal mı?

(Monika minderleri ve pastayı görür. Şaşırmıştır.)

ANDI               Küçük bir sürpriz. Bize pasta getirdim.

MONIKA         Bu kadar romantik olduğuna göre yanlış bir şeyler yapmış olmalısın.

ANDI               Ne gibi?

MONIKA         Bilmem, yalnızca tahmin yürütüyorum.

ANDI               Peki ya yapmadıysam?

MONIKA         O zaman neden böyle davrandığına dair bir fikrim yok.

ANDI               Belki böyle davranıyorumdur çünkü… Seni seviyorum.

(Birbirlerinin gözlerine bakarlar. Monika gülümser ve Andi’yi öper.)

ANDI               Artık yiyebilir miyiz?

(Monika kafa sallar. Minderlere yerleşir ve yemeye başlarlar.)

MONIKA         Mmmm. Çok lezzetli. Kim yaptı? Annen mi?

ANDI               Aslında ben yaptım.

MONIKA         Gerçekten mi?

ANDI               Gerçekten.

MONIKA         Bazen beni gerçekten şaşırtıyorsun.

(Bir süre sessizlik olur, yıldızlara bakarlar.)

ANDI               Bu terası seviyorum. Yıldızları görebiliyorsun. Bizden başka kimse yok. Çikolatalı pasta yiyoruz. Sanki bütün teras bizim oturma odamızmış gibi.

MONIKA         Kendi oturma odamızın olması harika olurdu. Ve büyük bir kanepe. Beyaz. Bir dairede. Senin. Benim. Bizim. Düşünsene. Harika olmaz mıydı?

ANDI               Yani… muhtemelen olurdu. Ama ne senin ne de benim bir dairemiz ya da kanepemiz yok. Hayal kurmaktan zarar gelmez.

MONIKA         Yine de ister miydin?

ANDI               Neyi?

MONIKA         Akşam kanepede oturmayı. Kendi evimizde. Çikolatalı pasta yapmayı?

ANDI               Beraber yaşamak mı istiyorsun?

MONIKA         Böyle söylediğinde kulağa aptalca geliyor.

(Monika sessizleşir, düşüncelere dalar.)

ANDI               Kötü olacağını düşünmüyorum, yani seninle yaşamanın.

(Monika gülümser.)

ANDI               Gel buraya.

(Andi ayağa kalkar ve Monika’ya dans edercesine sarılır. Terasın kenarına doğru birkaç dans adımı atarlar.)

ANDI               (kenara çok yaklaşır) Düşünsene, kendini bıraktığını… Atlayıp havada uzun, upuzun bir süre boyunca düştüğünü, havanın seni gıdıkladığını hissederek, hızdan başın dönerek. Ve aşağıda kocaman yumuşak bir minder seni bekliyor. Onun üstüne iniyorsun, hiçbir yerin incinmeden. Sonra ayağa kalkıp gidiyorsun. Etrafı geziyorsun. Caddeler ve evler var. Ve içinde büyük bir oturma odası ve kanepesi olan küçük ve şirin bir eve koşuyorsun. İçeri giriyorsun, kapıyı kapatıyorsun ve orası senin oluyor.

MONIKA         Peki nasıl geri dönüyorum?

ANDI               Belki dönmek istemezsin. Orayı sevebilirsin.

MONIKA         Peki ne zaman tekrar çikolatalı pasta yiyeceğiz? Belki hiçbir zaman, eğer geri dönmezsek.

ANDI               O zaman birlikte giderdik.

MONIKA         İyi ama neden başka bir yere gitmek isteyelim ki?

ANDI               Bilmiyorum. Özel bir sebepten ötürü değil. Öylesine. Dışarıda ne olduğunu görmek için.

MONIKA         Ben dışarıda ilginç şeyler olduğunu düşünmüyorum. Olsaydı, insanlar burada Gökdelen’in içinde olmazdı. Dışarıda olurlardı.

ANDI               İnsanlar ne biliyor?

MONIKA         Gerçekten merak ediyor musun yoksa öylesine sebepsiz yere mi böyle söylüyorsun?

ANDI               Ah, hayır. Sadece aklıma geldi, bir basketi daha kaçırıp bir topu daha aşağıya, boşluğa gönderdiğim zaman. Düşündüm ki dışarı çıkıp topu alıp gelmek ne güzel olurdu. Bir kuş gibi..  Aşağı doğru uçup topu kapmak ve tekrar buraya terasa gelmek.. Gökdelenimize. Ama endişelenme. Uçmayı denemeyeceğim. Henüz aklımı yitirmedim. En çok neyi seviyorum biliyor musun? Seninle terasta çikolatalı pasta yemeyi..


(Sarılıp öpüşürler. Tabakları ve minderleri alıp el ele çıkarlar. Her şeyi gören Dino, bacanın arkasından çıkar. Üzerinde renkli pijamaları ve elinde top vardır. Küçük ışıkları açar. Potanın altına gider ve atış çalışmaya başlar.)

4. Sahne

ANDI               (kolunun altında bir topla) Yükseklikten korkuyorum. Bunu Gökdelen’deki çocuklara söyleyemiyorum ama kenara yaklaşmaktan bile korkuyorum. Ama muhtemelen biliyorlar. Sonuçta bütün hayatımı biliyorlar. Beni bilmiyor bile olsalar, anlarlardı. Böyle şeyler fark edilir. Ağzın gerilir. Vücudun katılaşır. Gülüşün keskinleşir. Gözlerinde ciddi bir bakış oluşur. Ya da sebepsiz yere abartılı bir mutluluk. Tıpkı dolunay ya da yeni ay gibi. Beş dakikada bir değişirim. Korkum değiştikçe. Biz Gökdelende yaşıyoruz. Ve bu korku beni sürekli takip ediyor. Düşmenin ve duvarların yıkılıp, yıkıntının içinde, uçurum kenarında kalmanın korkusu. Bazen bu korkuyu unutuyorum. Uzun bir süre düşünmüyorum ama her zaman geri geliyor…  Lanet korku. Sonra keşke Gökdelen’de yaşamasaydım diyorum. Keşke hiç yaşamasaydım.


5. Sahne

(Güneşin parlak ışıkları, sis ve bulutların örtüsüyle gelen…)

(Monika, gözünde güneş gözlükleriyle çiçek saksılarını güneşe çıkarıyor. Birçok çiçek var, renk renk ve onlara müthiş bir ilgiyle yaklaşıyor;  onları suluyor, topraklarını karıştırıyor ve yapraklarına su serpiyor. Andi basketbol oynuyor. Dino lolipop yiyor. Hoparlörlerden gökdelen pop müziği duyuluyor ve sakinlere uzun öğleden sonrayı geçirebilmeleri için yardımcı oluyor. Andi basketbol oynamayı bırakıyor. Terini bir havluya siliyor. Monika’ya yaklaşıyor. Saksılardaki çiçeklerden birine dokunuyor.)

MONIKA         Kirli ellerinle dokunma!

ANDI               Bir şey yapmadım.

MONIKA         Hep aynı şey. Dokunma.

DINO               Çiçeklere neden bu kadar özen gösteriyorsun?

MONIKA         Parti için. Buketler hazırlayacağım ve yıllık projem olarak sunacağım.

DINO   (Andi’ye) Ya sen? Senin yıllık projen ne?

ANDI               Ben çoktan yaptım. Partideki bilgisayar sisteminden sorumluyum,  ışıklar, ses ve özel efektler.

DINO               Peki ben?

MONIKA         Senin bir şey yapmana gerek yok. Okulu bitirdiğinde yapacaksın.

DINO               Niye daha erken değil?

MONIKA         Kurallar böyle.

DINO               Ödül ne?

ANDI               Ödül yok. Ama projen ne kadar iyi olursa insanların seni hatırlama ve sana iş verme ihtimali de o kadar artar.

DINO               Anladım. Peki bu proje ne olmalı?

MONIKA         Aklına ne gelirse. Hayatında yapmak isteyeceğin bir şey.

DINO              Anladım. Yani sen bir çiçekçi olmak istiyorsun.

MONIKA         Evet ve kendi çiçekçi dükkanımı açmak istiyorum.

(Toni girer. Omzunda çok ağır bir çanta vardır ve bir şövale üzerinde büyük bir mukavva taşımaktadır. Herkes merakla ona bakar.)

TONI               Ne bakıyorsunuz? Yardım etsenize.

(Andi şövaleyi yere indirir. Dördü de şövalenin önünde durur.)

ANDI               Bu ne sürpriz Toni? Ben de çizebildiğin tek şeyin grafiti olduğunu düşünürdüm.

TONI               Öyleydi de. Ama proje olarak bir şeyler yapmam gerekiyordu. Aklıma daha iyi bir fikir gelmedi ve ben de dedim ki grafiti çizebiliyorsam neden resim yapmıyorum?

MONIKA         Bu harika!

TONI               Öyle mi dersin? Daha bitmedi. Hâlâ ortaya ne koyacağıma karar vermedim.  Ama şu kenardaki kısım bitti.

DINO               Bu bana grafitilerini anımsattı.

ANDI               İki günün kaldı. Bitirebilecek misin?

TONI               Bitirmek zorundayım!

(Çantasını açar ve grafiti spreylerini çıkarır.)

TONI               Kırmızı nerede?

(Toni sprey boyalarını şövalenin yanına dizer, kırmızıyı bulur ve çizmeye başlar. Dino, diğerleri fark etmeden, Andi’nin oynadığı topu alır ve potaya doğru gider.)

TONI               Sıkıştım kaldım. Nasıl devam edeceğimi bilemiyorum. Ben de burada çatıda çalışmak daha iyi olur belki diye geldim. Hem burada daha çok ışık var.

ANDI               Bu benim okuldan arkadaşım Toni. Birbirimizi o ünlü bir ressam olmadan önceleri tanırdık. Daha sonra 13. kata taşındı ve şimdi şu şık galerilerden birine sahip, üst katında da büyük bir dairesi var.

MONIKA         Her odasında beyaz kanepesi olan bir daire.

ANDI               Ara sıra eski mahallesini ziyarete geliyor ve benimle çatıda potaya birkaç atış yapıyor.

TONI               Tabi canım. Ama 13. kata asla taşınmazdım. Çatıya yakın olduğu için son katta kalırdım. Basketbol için.

ANDI               Hayal kurmak iyidir. Gerçeğe dönüşebilir.

MONIKA         Ama fazlası değil. Çünkü belki de gerçekleşmezler.

ANDI               Hayallerin yoksa gerçekleşmezler tabi.

TONI               Pozitif düşüncenin gücü.

(Andi topun sesine döner. Dino atış yapmaktadır.)

ANDI               Dino! Ne yapıyorsun?!

(Dino durup ona doğru döner.)

DINO               Antrenman yapıyordum.

ANDI               Bırak o topu! Çabuk bırak dedim!

(Dino topu bırakır.)

ANDI   (daha yumuşak) Dino, sana hep ne diyoruz?

DINO               Merdivenlerde aşağı yukarı koşmamamı, tramplende zıplamamamı ve basketbol oynamamamı.

ANDI               Peki neden?

DINO               Çünkü yorulmamalıyım.

ANDI               Topu bırak ve buraya gel.

(Dino önce tereddüt eder, sonra Andi’nin yanına gelir.)

(Hoparlörden Bekçi’nin sesi duyulur.)

BEKÇİ SES     (Giriş müziği) Saat 14:00. Haberler…“Gri Gökkuşağı” anaokulu 114. katta açılmıştır. Anaokulunda en gelişmiş ekipman ve tesisler bulunmaktadır ve kapasitesi 1000 çocuğa kadar çıkmaktadır…27. kattaki bütün panjurlar yenilenmiştir. Fiziksel Planlama ve Yapı Bakanlığı, 41. katın sol kanadının kapatılıp tadilat çalışmalarının başlayacağını duyurmuştur. İki ay sürecek olan tadilat sırasında 41. katın sakinleri 15. kattaki bloklara taşınacaktır… Ve son olarak bütün sakinlerimize hatırlatmak isteriz ki Muhteşem Gökdelen Partisi yarın gerçekleşecektir. Büyük Gökdelen Piyangosu biletlerinden almak için henüz geç değil. Yarın partide görüşmek üzere!

(müzik)

ANDI               Bizim öğle yemeği için eve gitmemiz gerekiyor. Monika sen de eve geçiyor musun?

MONIKA         Ben biraz kalacağım, çiçekler biraz daha güneş ışığı alsın.

ANDI               Tamam. O zaman yarın görüşürüz. Toni, bunu elimizden alma, ünlü arkadaşımızla övünme şansınını yani, başarılı ressam ha, tamam mı? O resmi bitir, olur mu?

TONI               Bitireceğim. Aksi takdirde Gökdelen’de çöp toplayan arkadaşınızla övüneceksiniz.

ANDI               Bol şans!

(İkisi çıkar. Toni değişik spreyleri dener. Monika çiçeklerin etrafında dolaşır. Toni ona bakar.)

TONI               Monika, kıpırdama. Öyle kal. Bir santim bile kıpırdama.

MONIKA         (donmuş bir şekilde) Böyle mi?

TONI               Evet, aynen öyle!

(Toni hızlı hızlı çizmeye başlar.)

MONIKA         Resminde ben de mi olacağım?

TONI               Evet, olacaksın. Çözümün çatıda olduğunu biliyordum. Sonunda resmin ortasına ne koyacağımı buldum. Sen ve arka planda çiçekler. Senin için sakıncası var mı?

MONIKA         Yo, hayır yok.


6. Sahne

(Gece. Karanlıkta bir siluet çatının kapısından çıkar ve küçük ışıkları açar. Bu renkli pijamaları içinde Dino’dur. Atış yapmaya başlar.)

DINO               Ne dilersem gerçekleşecek olsaydı, istediğim her şeyi olabilmeyi dilerdim. Tüm katlardaki merdivenlerde bir yukarı bir aşağı koşabilmeyi… Havada zıplamayı ve gökyüzüne dokunmayı. Vücudumdaki zayıflıktan kurtulmayı.. Bunu daha kimseye söylemedim, ama ben basketbolcu olacağım. En iyi skorları yapacağım. Sahada en hızlı koşan ben olacağım.. Gökyüzüne kadar zıplayacağım ve asla yorulmayacağım.

(Temizlikçi bacanın arkasından görünür. Sessizce dolanır; köşeye gelip Dino’ya bakar.)

7. Sahne

(Gece. Küçük ışıklar yanmakta. Çatı balonlar ve kâğıt süslerle dolu. Plastik bardak ve tabaklar her yerde ve içerden, alt katlardan gelen sağır edici müziği hâlâ duyabiliyoruz. Andi potanın altında duruyor. Topla oynuyor ama sadece zaman geçirmek için. Potaya atış yapıyor, kenara yaklaşıyor. Topu bırakıp yürümeye başlıyor, çok dikkatli ve yavaşça. Duvara geliyor ve üstüne tırmanıyor. Orada durup aşağı bakıyor. Temizlikçi bacanın arkasından Andi’ye bakıyor. Bu sırada biri hızlıca çatının kapısını açıyor. Gece elbisesinin içinde Monika, hızla içeri giriyor. Andi sesi duyuyor, şaşkınlıkla sendeliyor ve nerdeyse düşüyor. Monika o kadar korkuyor ki çığlık bile atamıyor ama Andi hemen çatıya geri zıplıyor.)

MONIKA         Andi! Sakın bunu bir daha yapma! Sakın! Neden böyle bir şey yaptın?

ANDI               Sadece kenarda durup aşağıya bakmak istedim.

MONIKA         Düşebilirdin.

ANDI               Ama düşmedim.

MONIKA         Neredeyse düşüyordun. Kapıyı açtığımda neredeyse düşüyordun.

ANDI               Beni şaşırttın.

MONIKA         Düşün…

ANDI               Sakin ol.

(Sessizlik… Monika derin nefes alıp verir.)

MONIKA         Andi… Eğer düşseydin, muhtemelen… darmadağın olacağın gerçeği dışında… bunun hakkında düşünmek bile istemiyorum… çok güzel bir sürprizi kaçırmış olacaktın.

ANDI               Ne sürprizi?

MONIKA         Bir daire kazandık!

(Kollarını Andi’ye dolayıp sevinç çığlıkları atar.)

ANDI               Bir daire mi?!

MONIKA         Piyangoda! Muhteşem Gökdelen Piyangosu’nda!

ANDI               Bilet mi almıştın? Bilmiyordum!

MONIKA         Dün. Son dakikada! Andi! İnanabiliyor musun?! Bir daire!

ANDI               İnanılmaz! Ne şanslı kız!

MONIKA         Biz bir daire kazandık. Anlıyor musun? Gerçek, büyük bir daire. 171. katta.  Gayet aydınlık. Şimdi tek ihtiyacımız bir kanepe. Büyük, yumuşak, beyaz bir kanepe. Ben çiçek satacağım çünkü bu akşam herkes buketlerime bayıldı. Sen de çalışacaksın. Bilgisayarlarla. Ya da başka bir şey. Çünkü kesinlikle senin yapabileceğin birçok şey var.

(Monika keyifli. Andi pek istekli görünmez. Monika bunu kaçırmaz.  Geniş gülümsemesi yok olur. Andi’nin isteksiz gülümsemesi iyice soluklaşır.)

MONIKA         Sorun ne?

ANDI               Bu çok hızlı oldu. Geçen gün bununla ilgili konuşuyorduk ve şimdi…

MONIKA         Şimdi bunu yaşıyoruz.

(Sessizlik.)

MONIKA         Çok mu erken?

ANDI               Bilmiyorum. Emin değilim. Ne yapmam gerektiği, gerçekten ne yapmak istediğim veya nereye gideceğim konusunda düşünmek için pek vaktim olmadı. Hayatım ne durumda ve ben ne yapmalıyım? Seni sevmediğimden değil. Seni seviyorum, Monika. Ama öyle hissediyorum ki… henüz bir şey başlamadı. Yani daha olacak birçok şey var ve ben bunların ne olduğunu ya da nerede olduğunu bilmiyorum. Böyle şeyleri düşünmek, tanımlamaya çalışmak çok güç.

MONIKA         Belirli şeyler değiller. Hiçbir zaman değildiler. Bunlar bize bağlı. Sadece bize.

ANDI               Haklısın. Belirli değiller. Ama belirli şeyler var. Çünkü sen benim kız arkadaşımsın. Bir süre sonra gidecekken seninle birlikte yaşamaya başlayamam. Kalmak istiyorum. Sonsuza kadar. En azından herkes bunu ister. Ve beni bekleyen bir şeyler olduğunu hissediyorum. Birileri değil, bir şeyler, ve ben o bekleyenin ne olduğunu bilmiyorum.

MONIKA         Başka bir yerde mi? Nerede? Dışarda bir yerde mi?

ANDI              Bilmiyorum.

(Monika ve Andi birbirlerinin gözlerinin içine bakarlar. Andi yere bakar.)

MONIKA         Kenara doğru yürürsen, sadece düşersin. Ve kemiklerini kırarsın.

(Kapıya doğru koşar… Temizlikçi görülmemek için hemen geri çekilir.)

ANDI               Monika!

(Ama o çoktan gitmiştir.)


8. Sahne

(Gökdelen’in çatısında küçük ışıklar yanmakta. Muhteşem Parti henüz bitmemiş… Kapı açılır, Toni ve Monika çatıya çıkarlar. Monika gece elbisesiyledir. Toni şık bir takım elbise giymektedir. Toni yaptığı resmi taşımaktadır. İkisi de üzgün görünür.)

TONI               Resmi çatıdan aşağı atsam iyi olacak.

MONIKA         (fazlasıyla heyecanlanarak) Hayır!

(Sessizlik.)

MONIKA         Onu geri getiremezsin.

TONI               Geri getirmeye çalışmamın bir anlamı yok ki. Bitti. Ressam olmayacağım. Başka bir şey olacağım. Kimse bana iyi olduğunu söylemedi. Hatta kat sorumlusu, hiç bu kadar garip bir resim görmediğini söyledi. Düşün! Bunu yüksek sesle söyledi. Ama zaten kimse de sevmedi. Birilerinin beğenebileceğini de nereden çıkardıysam.

MONIKA         Çünkü güzel bir resim. Alışılmamış. Ama güzel.

TONI               Ama bunu kimse fark etmedi.

MONIKA         Bu bazen zaman alır.

TONI               Ama çoğu zaman sadece bir şansımız olur.

MONIA            Tekrar dene.

TONI               Eğer yapabilseydim, ne yapardım biliyor musun?

MONIKA         Ne?

TONI               Gökdelen’in ön cephesini boyamak isterdim. Grafiti spreyleriyle. Böylece artık gri olmazdı. Kendimi bir halatla bağlayıp çizerdim. Bu yapılmış en büyük grafiti olurdu. Kilometrelerce öteden görülürdü. Binanın bütün çevresini boyardım. Ama… bunu yapmanın bir anlamı yok. Resmi kim görecek ki? İnsanların kendilerini halatlara bağlayıp dışarı sarkmaları gerekirdi. Böyle bile göremezlerdi. Çok yakında oldukları için. Havadaki bir sergiyi kim görmek ister ki? Burunlarının ucundaki resme bile bakmazlarken…

Aslında korkuyorum. Yeterince iyi olmadığımdan ya da hiçbir zaman yeterince iyi olamamaktan korkuyorum.

MONIKA         Ben bu konu hakkında pek bir şey bilmiyorum, yani resimle ilgili. Sen iyi misin veya ortalamanın üstünde misin bir şey söyleyemem. Ben sadece bir bukette renklerin nasıl bir araya getirileceğini ve doğru çiçekleri seçmeyi biliyorum. Ama senin resmini beğendim. Ve resimde yer almak da hoşuma gitti. Zar zor fark ediliyor olmama rağmen. Sadece yüzümdeki ifade. Ama bu aynı zamanda en önemli şey. Ve arkadaki çiçekler. Ve ben senin yapış şeklini de sevdim, grafiti spreylerini kullanmanı. Kimse bu şekilde yapmıyor. Seni seviyorum. Ve hep seveceğim.

(Ressam ve onun ilham perisi göz göze gelirler. Öylece kalırlar. Birileri şefkati resmetmiş, kalın bir fırçayla yüzlerine. O gece bir büyücü, öpücükler üfledi havaya.)

(Toni Monika’yı öper. Monika önce tereddüt eder. Sonra öpüşmeye devam ederler. Elinde süpürgeyle temizlikçi bacanın arkasından çıkar. Onlara bakar. Bacanın diğer yanından renkli pijamalarıyla ve elinde topla Dino çıkar. Kapı sessizce açılır ve Andi çatıya çıkar. Sahneyi görünce geri döner. Toni ve Monika onu fark etmezler. Temizlikçi ve Dino bacanın iki yanından onu görürler. Ama Andi başka kimseyi görmez. Hemen ayrılır. Kapı çarpar.)

MONIKA         (birden döner) O kimdi?

TONI               Bilmem. Herhalde temizlikçidir.


9. Sahne

(Gece. Gökdelen’in çatısı. Andi basketbol oynar. Dino lolipop yer. Andi topu sinirle çarpar. Dino lolipopunu yerken sessizce Andi’yi izler. Arkada temizlikçi yerleri süpürür.)

DINO              Patlatacaksın.

(Andi onu duymaz.)

ANDI               Ne dedin?

DINO               Patlatacaksın. Topu. Çarpıyorsun.

ANDI               Ee n’olmuş? Patlasa ne olur?

DINO               Delisin.

ANDI               Hayır değilim.

DINO               Bu bizim son topumuz. Spor Komisyonu yenilerini verene kadar başka top bulamayız. Ve bu gelecek seneden önce olmayacak. Yenilerini yaptıkları zaman.

ANDI               Biliyorum.

(Andi topu bırakır, Dino’nun yanına oturur. Dino ona lolipop verir. Andi ve Dino, Gökdelen’in çatısında lolipoplarını yerler.)

ANDI               Topu düşürsek ne olurdu?

DINO               Gidip alırdık.

ANDI               Nasıl?

DINO               Bir yolunu bulurduk.

(Sessizlik.)

DINO               Ben basketbolcu olacağım. Gerçekten.

(Andi ona bakar.)

DINO               Yorulmamam da gerekse. Topu tekrar kayıp etsek de. Bir yolu olmalı. En azından ben her şeyin mümkün olduğuna inanıyorum.

ANDI               Biliyor musun sen ilginç bir çocuksun?

(Hoparlörden Bekçi’nin sesi duyulur. )

BEKÇİ SES     (giriş müziği) Saat 22:00… Gökdelen’in üzerinde gökyüzü açık ve hava ılık. Güneybatıdan hafif, ara sıra orta kuvvette rüzgâr esiyor. Toplu alanları terk etmeniz ve bulduğunuz gibi bırakmanız, kullandığınız eşyaları almanız, ışıkları kapatmanız ve dairelerinizdeki panjurları indirmeniz rica olunur… Yarın için hava tahmin raporu açık ve orta kuvvette rüzgâr. Sıcaklık bugünküne yakın olacak.

ANDI               Hadi gidelim.


10. Sahne

(Gökdelen’in çatısında, gece. Dino, renkli pijamalarıyla ve topla kapıdan çıkar, küçük ışıkları açar. Potanın altında durur. Potaya bakar. Topu sektirir ve potaya doğru koşmaya başlar, sanki dilediği her şeyi yapabilecekmiş gibi. Sanki bu yapacağı son şeymiş gibi. Işıklar kapanır, karanlık olur.)

11. Sahne

(Utangaç ışınları sabah güneşinin, parlamakta içinden sis ve bulutların örtüsünün.)

(Dino, renkli pijamalarıyla, potanın altında yatmaktadır. Uyuyormuş gibi. Ya da donmuş gibi. Top biraz ileridedir. Aniden kapı açılır. Temizlikçi ve Andi koşarak gelirler. Andi, Dino’yu görünce durur.)

TEMİZLİKÇİ   Onu burada buldum. Yerde.

(Andi ve Temizlikçi yavaşça Dino’ya yaklaşır. Andi ona dokunur. Basketbol formasını çıkarıp Dino’nun başını örter.)

TEMİZLİKÇİ   Ama nasıl?

ANDI                           Kalbi. Yorulmaması gerekiyordu.

(Andi, Dino’yu kucağına alır uzaklaşır.)

12. Sahne

(Gökdelen’in çatısında, gece. Küçük ışıklar yanıyor. Andi ve Toni potanın altında.)

TONI               Gerçekten oynamak istiyor musun Andi?

ANDI              Evet.


(Oyun başlar. Top yerde sekiyor. Topun peşinde koşan oyuncuların sesi. Basketbol oynayan iki rakip. Bu hayatlarının son oyunuymuş gibi. Çaresizce sayı yapmaya çalışıyorlar. Sırtlarından ter akıyor. Kasları kasılıyor. Ters bakışlar atıyorlar. Söylenmemiş sözleri yutuyorlar.)

(Andi çembere doğru yükselir, Toni bloğa kalkar. Andi Toni’yi ittirir. İkisi de yere düşer, Andi Toni’nin üstündedir.)

TONI               Üzgünüm, Andi. Dino için üzgünüm.

ANDI              Ben de üzgünüm. Her şey için.

TONI               Ne herşeyi?

ANDI               Dino için. Senin için. Monika için.

(Toni, Andi’nin altından kurtulur. İkisi de ayağa kalkar. Toni sessizce Andi’ye bakar.)

ANDI               Sizi gördüm.

(Sessizlik.)

TONI               Sanırım ona aşığım. Üzgünüm.. Ve sanırım sen artık ona aşık değilsin. Kendim için bahaneler üretmiyorum ama bence o da artık sana aşık değil.

(Andi ona vuracakmış gibi elini kaldırır. Sonra geri indirir. Toni gider. Andi yalnız kalır. Temizlikçi bacanın arkasından çıkar, ama bu kez saklanmaz. Kenara yaklaşan Andi’nin yanına gelir.)

TEMİZLİKÇİ              Yaralı bir benlik, incinmiş duygularla aynı şey değildir. Eğer doğru kızı bulduysan, onu mutlu et. Eğer bu, doğru kız değilse, gitmesine izin ver ve aramaya devam et. Ama eğer önce o doğru olmayan kız aramaya karar verirse, ona kızmamalısın.

(Andi aniden döner ve Temizlikçi’yi görür.)

ANDI                           Sen bu konuyu nereden biliyorsun?

TEMİZLİKÇİ   Öyle işte. Bazı şeyler duyuyorum. Buralarda.

ANDI                           Her neyse, bu onunla ilgili değil.

TEMİZLİKÇİ   Neyle ilgili o zaman?

ANDI                           Benimle. Benim en büyük kusurum çok fazla düşünmem.

TEMİZLİKÇİ   Aynı zamanda, en büyük erdemin.

ANDI                          Kendime yardım edemiyorum. Usandım. Aklıma binlerce soru geliyor. Elde edebileceğim şeyler bu kadar mı, yoksa dahası var mı? Bilmediğim şeyler? Bazen içimde öyle bir his oluyor ki… bir yerde… başka bir yerde… uzak bir yerde, bilinmeyen bir yerde, güzel şeyler bekliyor.

TEMİZLİKÇİ   O zaman git, bul onu.

ANDI                          Bu o kadar kolay değil. Gitmek.

TEMİZLİKÇİ              Belki de orada farklı bir şey yok. İnsanlar, oğlanlar bir gökdelenin çatısında basketbol oynuyorlar, çikolatalı pastalar ve onunla birlikte yaşamanı isteyen bir kız.

ANDI                          Belki. Ama bu adımı atmaya korkuyorum. Dışarı çıkmaya. Çünkü tamamen bilinmeyen bir yerde olacağım.

TEMİZLİKÇİ              Kimse sana kendinle ilgili ne yapman gerektiğini söyleyemez. Bunu sadece sen yapabilirsin.

ANDI                           Ama bu zaten imkansız.

TEMİZLİKÇİ   Kenara gelmek. Adım atmak. Ve sonunda…

ANDI                           Bu Gökdelen’in bir çıkışı yok.

TEMİZLİKÇİ   Hayır, yok. Sadece…

(Andi onu süzer.)

TEMİZLİKÇİ              Sadece inanırsan onu bulabilirsin. Yoksa zıplamak için oldukça yüksek.

(Andi, Temizlikçi’ye bakar. Temizlikçi süpürgeyi alıp uzaklaşır.)

ANDI                           Nereye gidiyorsun?

TEMİZLİKÇİ   Temizliğe döneceğim.

ANDI                           Sen kimsin?


(Temizlikçi cevaplamaz, Andi’nin gözlerinin içine bakar. Temizlikçi gider. Andi elinde topla yalnız kalır. Boşluğa bakar. Gece bitmek üzeredir. Şafak vakti gelmiştir. Andi topu alır ve kenara gider. Duvara tırmanır ve bir adım atar. Şansı yaver gider.)

(Dino bacanın arkasından çıkar. Beyaz pijamalarla. Andi’ye el sallar ama o görmez.)



Facebook! TwitThis