“Şirket”te yaşanan kabus ve orada tuzağa düşüp sıkışıp kalan insanlar hakkında “karanlık” bir oyun. Aynı zamanda “Şirket”in korunması ve gelişmesi için kimilerinin yaptıkları katkılar da söz konusu.

Hope gençtir. Hope heveslidir. Hope şirkette ilk gününü yaşayan bir sekreterdir. Son derece ünlü, ilham verici, yardımlaşan, çalışanlarını seven kollayan bir şirkette çalışmaya başlamıştır.. Hope sıradan bir sekreter değildir, üst düzey bir yöneticinin sekreteridir. Belki o henüz yüksek bir pozisyonda değildir ama önünde parlak bir gelecek vardır. En azından karanlık gelene kadar. Yani elektirikler kesilene kadar. Böylece tüm elektrikli aletler devreden çıkar, mega telekomünikasyon aygıtları dahil.

Patronu aklını kaçırmış haldedir. Hayati önem taşıyan video-konferans toplantısına nasıl katılacaktır? Hope bu konuda zekice bir fikir ortaya atar, patronunun yakındaki holdingde yapılacak toplantıya şahsen katılmasını önerir ama bunu organize etmek üzerine kalır. Şimdi Hope danışmayı bulmak ve patronunun ulaşımını organize etmek zorundadır. Eğer danışmayı, girişi ya da hatta çıkışı bulabilse bu o kadar da zor bir görev değildir. Ancak hiç kimsenin asla binadan çıkmadığını bilmemektedir.

Hayır bu imkansız, mutlaka birileri olmalı. Hadi ama, Hope, umudunu yitirme. Daha çok çaba gösterirsen birini bulacaksın. Karşılaştığın herkese sor, eninde sonunda biri çıkacaktır. Ve Hope çıkışı arama yolculuğuna başlar. Kattan kata, karşılaştığı herkese sorarak, maceradan maceraya bilinmeze giden bir yolculuk onu beklemektedir. Şirketin en kirli sırlarını keşfetmeye başlar. İşi gittikçe zorlaşmaktadır ama Hope bir çözüm bulmaya kararlıdır. Bulur da,  ama bulduğu şey umduğu, beklediği son değildir.

___________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________


 YEAR: 2010

NUMBER OF FEMALE CHARACTERS: 14

NUMBER OF MALE CHARACTERS: 9

COPYRIGHT: All rights reserved 



TRANSLATION: Nazlı Gözde Yolcu

KARAKTERLER

HOPE – Yönetici Takes’in sekreteri, işte ilk günü


TAKES - ÜST DÜZEY YÖNETİCİ –Hope’un patronu


SIRADAN BİR ERKEK PERSONEL


BAKIM TEKNİSYENİ


KAHVE İÇENLER:

SILVIA

LANA

SETH


4 ÇOCUK  ve ANAOKULU ÖĞRETMENİ


HARRY ARCHIBALD  -  GERILLA SAVAŞÇI


KAHİN(ORACLE)- YAŞLI KADIN- JULIE TEYZE


PROJE SORUMLULARI:

PROJE Y 1,

PROJE Y 2 (NATE)

PROJE Y 3

PROJE Y 4


PAZ. DEPARTMANI ÇALIŞANLARI:

YAŞLI ADAM

PAZ.K. 1 ORTA YAŞ

PAZ.K. 2 – GENÇ KIZ

PAZ. K. 3 – YAŞLI


RITA- İNSAN KAYNAKLARI DEPARTMANI ŞEFİ- (SADECE LAPTOP EKRANINDA YÜZÜ GÖRÜNÜR)


BRIGITA – ŞİRKET BAŞKANI(SADECE LAPTOP EKRANINDA YÜZÜ GÖRÜNÜR)


KURS EĞİTMENİ VE ÖĞRENCİLER


MARTY MICHELSON - EN DEĞERLİ ŞİRKET ÇALIŞANI  VE ONUN KLONU - ARTY


JOSEPH K (SADECE CANLANDIRMADA SİLÜET OLARAK GÖRÜNÜR VE ADI GEÇER.)



Oyunda geçen bazı isimler hakkında:


FAITH-Sadakat, inanç, iman anlamına geliyor. (arzu edilirse Türkçe karşılığı kullanılabilir.)


HOPE-Umut, beklenti anlamına geliyor. (arzu edilirse Türkçe karşılığı kullanılabilir.)


JOSEPH K- Kafka Dava romanının ana karakteri.


YÖNETİCİ TAKES- Yalnız kendini düşen, kendine alan adam manasında Hırvatça aslından çevrilerek kullanılmış.


ORACLE/KAHİN- Matrix filmindeki kahine gönderme.


HARRY ARCHIBALD: Terry Gilliam Brasil filmindeki Harry Tuttel karakterine (Robert deNiro) gönderme


SAHNE HAKKINDA

Seyirci ortadaki sahne alanının çevresinde oturur, seyircinin dışında kalan alan da sahneye dahildir. Seyircinin etrafındaki alan birkaç seviyede ayarlanır. (Bir çeşit iskele vb aracılığıyla merdiven, diğer katlar vb oluşturulabilir.)  Her seviyede, ofis eşyaları görülebilir (bilgisayarlar, kahve makinesi, su sebili, fotokopi mak. vb)

Seyircinin çevrelediği ilk çemberin üzerinde (2 – 2.5 m. yüksekliğinde) bir platform vardır. Bu platform son sahnede çatı terası görevi üstlenir.

İlk sahnede bölmelerle birbirinden ayrılan birkaç masa aynı seviyede görülebilir. Üst düzey yönetici ofisi de aynı şekilde bir bölme ile diğerlerinden ayrılarak verilir.

Oyunda ilk sahnede elektriklerin kesilmesiyle ışıklar da kapanır. Tüm sahne zifiri karanlığa bürünür. Bütün oyun karanlıkta minimal ışık kaynakları eşliğinde oynanır.( El feneri, cep telefonu ışığı, laptop ışığı, acil durum ışığı vb. ışığın derecesi sahneden sahneye değişir.)



SAHNE 1

Yönetici ofisi. Bölmelerle ayrılmış birkaç masa olan boş bir mekan,  ön tarafta sekreterin oturduğu bir masa vardır. Yönetici Hope’a bakmadan içeri girer.

HOPE Merhaba.

YÖNETİCİ TAKES Merhaba, Faith.

HOPE Adım Hope efendim.

YÖNETİCİ TAKES Hope.

Yönetici ofisine girer ve masabaşına oturur. Bilgisayarını açar. Gazetelere bakar. Bu sırada elektrikler kesilir. Yönetici Hope’u aramaya çalışır ama elektrik olmadığından telefon çalışmamaktadır.

YÖNETİCİ TAKES Faith buraya gel!

(Hope içeri girer.)

HOPE Buyurun Bay Takes.

YÖNETİCİ TAKES Neler oluyor?

HOPE Hangi konuda?

YÖNETİCİ TAKES Hangi konuda olacak. Işıklardan bahsediyorum.

HOPE Elektrik mi demek istediniz? Elektrikler kesildi.

YÖNETİCİ TAKES Evet, yani? Ne zaman düzelecek?

HOPE Bilmiyorum efendim.

YÖNETİCİ TAKES Öğrenmeni istiyorum.

Hope ofisten çıkar. masasını geçer ve geniş masalarla dolu bir odaya girer.Oda boştur acelesi olan bir çalışan dışında kimse yoktur.

HOPE Hey, hey beklesene..

PERSONEL Ne var?

HOPE Herkes nerede?

PERSONEL Gittiler. Elektirik kesildi.

HOPE Geri gelecek mi? Ne zaman biliyor musun?

PERSONEL (iyi duyamamaktadır) Kim ne zaman gelecekmiş?

HOPE Elektrik.

PERSONEL Bunu bilemeyiz.

(Personel çıkar. Hope yönetici ofisine geri döner. Kapıyı çalar.)

HOPE Öğrendim efendim.

YÖNETİCİ TAKES Neyi? Ne zaman elektrik geleceğini mi?

HOPE Evet

YÖNETİCİ TAKES Sonuç?

HOPE Bunu bilmemize imkan yok.

YÖNETİCİ TAKES Şimdi ne yapmam gerekiyor bu durumda?

HOPE Bilmiyorum efendim.

YÖNETİCİ TAKES Tanrı aşkına, Faith, bugün neyin var senin?

HOPE Adım Hope efendim. Bugün neyin var derken ne demek istediniz?

YÖNETİCİ TAKES Genellikle her şeye bir çözümün vardır ama bugün hiçbirşey bilmiyorsun.

HOPE Genellikle mi? Bugün benim ilk günüm efendim.

YÖNETİCİ TAKES O zaman dün kim vardı burada?

HOPE Faith efendim.

YÖNETİCİ TAKES A ha, adının Faith olduğunu biliyordum, Hope. Peki o zaman Faith nerede?

HOPE Bana vefat ettiği söylendi efendim.

YÖNETİCİ TAKES Hmm, gerçekten üzüldüm. O kadar ani ha, nasıl olmuş?

HOPE Pek de aniden olmamış, son birkaç yıldır kanser hastasıymış sanırım.

YÖNETİCİ TAKES Yapma ya!

HOPE Evet efendim, gördüğünüz gibi bugün oturacak bir sandalyem bile yoktu. Faith’in tekerlekli sandalyesi varmış galiba.

YÖNETİCİ TAKES Talihsiz bir durum. Umarım sandalye bulursun?

HOPE Evet, efendim, her şey yolunda.

YÖNETİCİ TAKES Tamam o zaman, herhangi bir sorun olursa bana haber ver, Hope. Çalışma koşullarının iyi olduğundan emin olmak isterim. Gördüğün gibi daima çalışanlarımı kollarım. Öncelikle arkadaş sonrasında iş arkadaşlarıyız. İşte benim sloganım.Başarılı bir firma için keyifli  ve samimi bir ortamda çalışmak en önemli koşuldur. Sen de katılıyor musun Faith?

HOPE Hope efendim. Kesinlikle efendim. Tamamen katılıyorum.

YÖNETİCİ TAKES Pekala, ne yapacağız şimdi?

HOPE Elektiriği mi kastediyorsunuz? Sanırım beklemekten başka çare yok.

YÖNETİCİ TAKES Modern dinamik dünyada pazar kimseyi beklemez bunu anlamalısın Hope. Sen işi yapmazsan bir başkası yapar. Ruslar, Çinliler, Kenyalılar bizi ezip geçmek için fırsat kolluyorlar. Mesela benim 12’de çok önemli bir  toplantım var. Ve o zamana kadar video-konferans sisteminin çalışır duruma gelmesi gerek.

HOPE Bu konuda elimden bir şey gelmez, ama yanılmıyorsam toplantınız Holding’de galiba.

YÖNETİCİ TAKES Evet, yani?

HOPE Yani orası yalnızca birkaç sokak ilerde.

YÖNETİCİ TAKES Öyle mi?

HOPE Belki şahsen oraya gidebilirsiniz.

YÖNETİCİ TAKES Hope bu harika bir fikir. Lütfen danışmayı ara ve aracımı hazır etmelerini söyle. Onlara bir saat içinde şirketin önünde olmak istediğimi söyle.

HOPE Üzgünüm, telefonlar çalışmıyor. Kendim aşağı inip söylemeliyim.

YÖNETİCİ TAKES O zaman neden bekliyorsun?

HOPE Danışmanın nerede olduğunu bilmiyorum.

YÖNETİCİ TAKES Bu çok saçma, büyük olasılıkla çıkışın yakınlarında bir yerdedir.

HOPE Eee, şey.. çıkış nerede?

YÖNETİCİ TAKES Ben nereden bileyim? Lütfen sana yalvarıyorum, beni böyle basit mevzularla meşgul etme. Senin işini de ben yapmak zorunda kalıyorum. Şimdi git, bir saat içinde arabam hazır olsun.

HOPE Peki, efendim.

(Hope çıkar.)

YÖNETİCİ TAKES (kendi kendine).Yani, resmen ona her şeyi açıklamak zorunda kalıyorum.

SAHNE 2

Hope yönetici ofisinden çıkar, departmana doğru yönelir. Bütün departman boştur, koridora doğru gider. kapıyı açar, deli gibi koşturan bir kalabalığın arasında neredeyse ezilecektir. Koridorda loş acil durum aydınlatması vardır.

HOPE                        (kalabalıktan birini durdurmaya çalışır) Affedersiniz, pardon! Çıkışın ne tarafta olduğunu bilen var mı?

( Kimse onunla ilgilenmez. Kalabalıktan bir gürültü, yaygara kopar,  yayılır ve giderek ses artar.)

HERKES Toplantı bugün 12’de…Acil durum toplantısı… Tüm çalışanlar katılmak zorunda… Bugün saat 12’de… Konferans salonunda.. Herkes katılmalı… Acil durum toplantısı bugün saat 12’de…

HOPE (kalabalıktan birilerini durdurmaya çalışarak) Ne toplantısı? Konferans salonu nerede? (Yine kimse onunla ilgilenmez. Birden karanlıkta parlayan “Çıkış” işaretini görür) (kendi kendine) Ne aptalım, işte çıkış yazıyor orada.

(kalabalığın arasından kendine yol açmaya çalışır) Yok bir şey, sorduğumu unutun,, afedersiniz.. biraz müsaade.. teşekkür ederim…

(Tam kapının kolunu tuttuğu sırada biri onu tutar ve tekrar kalabalığın içine sürükler.)

BAKIM TEKNİSYENİ Hayır, sakın o kapıya dokunma. Tehlikeli.

HOPE Nasıl tehlikeli olabilir ki. Üzerinde çıkış yazıyor. Zaten çıkışı arıyordum.

BAKIM TEKNİSYENİ Orası çıkış değil. Teftiş için öyle yazıyor. Çok uzun zaman önce bu çıkışları yeniden düzenlediler; depo ve ofislere çevirdiler.

HOPE Peki neden tehlikeli?

BAKIM TEKNİSYENİ Yeniden düzenleyerek ofislere döndürdüler, ardından insanların oradan çıkmasına bile izin vermeden depolara dönüştürdüler. Kimbilir ne var orada. Havalandırma sistemine girdiklerine ve orada makinalardan aldıkları gofretlerle beslenerek yaşadıklarına dair hikayeler anlatılıyor. Kimileri de tuvaletlerde kilitli kalanların kanlarını içtiklerini söylüyor.

HOPE (şoktadır) Ne? (Birden fark eder) Aaah, şaka      yapıyorsunuz, anladım. Peki çıkışın nerede olduğunu biliyor musunuz?

BAKIM TEKNİSYENİ Çıkış benim elimde iki saat içinde enerjiyi yeniden açmam da. Aksi takdirde bu durumdan çıkış yok.

HOPE Ne demek istiyorsunuz?

BAKIM TEKNİSYENİ Havalandırma sistemi enerji olmadan çalışmıyor, eğer iki saat içinde enerji gelmezse sıçanlar gibi boğulacağız.. ve..(lafının ortasında birden durur)

HOPE Ne oldu?

BAKIM TEKNİSYENİ Ah eyvah. Bunu sana söylememem gerekiyordu, şimdi paniğe sebep olacaksın.

HOPE Kimseye söylemem, söz veriyorum. Ama itiraf etmem lazım, beni cidden korkuttunuz. Peki enerjiyi geri getirebilecek misiniz?

BAKIM TEKNİSYENİ Hayır. Onlara hamam böcekleriyle mücadele için jeneratördeki benzini kullanmamamız gerektiğini söylemiştim. Şimdi deneyebileceğimiz tek şey…

(Teknisyen insan seli tarafından uzaklaştırılır. Hope kargaşada küçük bir odaya itilir.)

SAHNE ÜÇ

(Koridordan gelen sesler kesilmiştir. Üç kişi gülmektedir. Kahve makinesinin yanında durmaktadırlar. Ancak karanlıkta bir şey görülmemektedir.)

LANA (gülerek) Buna inanamıyorum, tüm enerji sistemini nasıl berbat ettiniz? Size demedim mi o zavallı makineyi tekmelemeyin diye?

SILVIA (Biraz alınmış olmasına rağmen gülerek) Ama ben hiçbir şey yapmadım… Tekmelemek zorundaydım, günlerdir saçmalıyordu. Daha dün soğuk sütle kahve yaptığını görmedin mi?

SETH Evet, doğru, kahve makinesi sana komplo kurmuş. Diğer her şeyde olduğu gibi.

LANA Ama sen gösterdin gününü. Kimse sana bulaşamaz. Eğer yanlışlıkla bulaşırsa tüm elektiriği ortadan kaldırırsın.

SETH (kahkahalar ucuz korku filmlerindeki gibi korkutucu hal alır) Buhahahaha…

SILVIA Canın Cehenneme…Sonuçta şimdi kahve içebiliyoruz.

LANA Evet içebiliyoruz. Ama sende yok.

SILVIA O kadar kötü niyetlisin ki..

SETH Benimkini alabilirsin. Sayende gerçekleşen elektrik kesintisi yüzünden sana borçlandım., he he, yarına kontrol listesini teslim etmem gerekiyordu. Şimdi hepsinin silindiğini söyleyebilirim. (Bir an) Aslında biraz endişeliyim, yani bu benim geciktirdiğim ikinci evrak oldu. Bir kez daha işi geciktirirsem kovulurum.

LANA Hadi ama, her zaman paranoyak davranıyorsun. Kovulmak mı? Yok artık.

SETH Hayır cidden, duymadın mı bir kara liste yapmışlar. Hem bir de 12’deki toplantı meselesi var…

SILVIA Sonuçta sürekli işi bırakmaktan bahsedip duruyorsun. İşte sana fırsat.

SETH O kadar aptalsın ki. Bir işte çalışırken daha kolay iş bulunur, işsizken değil.

SILVIA Ben aptalım. ve sen öyle zekisin ki hala kendine yeni bir iş bulamadın.

SETH İşin aslı detaylarından bahsedemeyeceğim birkaç teklif aldım, ama cidden sağlam bir şey bekliyorum. Bu işin aynısını yapmanın alemi yok. Bugünlerde ya stajyer ya da asistan arıyorlar, sen de biliyorsun kriz var.

SILVIA Peki ne istiyorsun? Hemen yönetici pozisyonuna geçivermeyi mi? Hah hay!

LANA Delisin sen. Seni kovacak değiller, ama zam da yapacak değiller. Tam sana söylemek üzereydim. Mikes’ın bölümünden Tom’u hatırlıyor musun?

SETH Sanders’ı mı diyorsun?

LANA Evet, aynen onu diyorum.

SILVIA Ayy, o adam sinirlerime dokunuyor. Bir seferinde, inanır mısınız bana dedi ki…

SETH Sözünü kesme….

LANA Tamam. Son iki projeyi nasıl berbat ettiğini biliyorsunuz.

SETH Evet, sürekli şikayet edip duruyordu.

LANA Evet, inanabiliyor musun, bilgisayarı berbat haldeymiş ve bu hızla çalışamazmış… Sanki benim ki farklı.. Düşün bir de üstüne mesai ücreti istedi. (Kahkahalar) Bob’ın yanındaki odada toplantıyı beklerken duydum, onu ne yapacaklarını konuşuyorlardı. Sanırım Mary ve Matt de oradaydı. Herşeyi nasıl berbat ettiğini, heran ne yapacağı belirsiz, kontrol edilemez biri olduğu, sürekli işleri geciktirdiği gibi bir şeyler söylediler. Sonra da artık ona ne iş vereceklerini bilemediklerini konuştular.(dramatik bir sessizlik) Sonunda en iyisinin onu yeni departmanın başına geçirmek olduğuna karar verdiler.

(Kısa bir sessizlik)

SETH Buna inanamıyorum.

SILVIA (sinirli) Neye inanamıyorsun? tipik işte. Son derece tipik bir durum. Bu her şeyi açıklıyor. Patronlar için böyle moronlar olduğu açık. Birbirlerini bir yerlere tayin ediyorlar.(atayıp duruyorlar)

(bir an)

LANA Haklısın. İşini doğru yapan herkesin sonu da Joseph K. gibi oluyor.

(bir an)

SILVIA (Seth’e)Gördün mü; kötü bir çalışan olmanın karşılığı…(alaycı) … Patron.

SETH (alınmış) O kadar da kötü değilim.

HOPE Afedersiniz..

(kahve içenler bir ağızdan çığlık atar.)

SETH Tanrı aşkına, ödümü patlattın!

SILVIA Nereden çıktın sen?

LANA Ne zamandır buradasın?

HOPE Özür dilerim, sizi korkutmak istememiştim. Ben Hope, üst düzey yönetici Takes’in yeni sekreteriyim. Beni danışmayı bulmam için gönderdi, ama kayboldum. Lütfen bana yardım eder misiniz?

SETH (kısa düşündükten sonra) Biliyor musun ben danışmanın yerini bilmiyorum. Daima direk dairemden gelirim. Burada ikinci katta yaşıyorum.

SILVIA Biz de öyle. İşin aslı, binanın dışında yaşayan kimseyi tanımıyorum.

LANA Belki eskilerden yaşlılardan olabilir. Bir zamanlar şehir dışında evlerde yaşarlarmış.

SILVIA Evet, kesinlikle yaşlılar bilebilir.

LANA Julie teyze mesela?

HOPE Kim?

SETH Kahin.

HOPE Kahin mi?

SETH Hmm evet, bir zamanlar ilginç işler yapmış.. Ama boşver, ona neden böyle dediklerini sen kendin göreceksin

SILVIA O altıncı katta. Julie Kingfisher. Bilgi İşlem destek biriminde çalışıyor. Gündüz bakım kreşinin bir kat aşağısında. Şükür ki şirkette hala kreş var. (Lana’ya döner.) Erkenden kalkıp Mia’yı yuvaya götürmek zorunda kalsam ne yapardım? Ama şimdi gelip onları alıyorlar ve  çocuklar sekize kadar orada kalabiliyorlar.

LANA Kesinlikle, böylece sana mesai ödemeseler bile daha uzun saatler çalışabilirsin.

SILVIA Düşünsene burada çalışmaya kalsam,  işten sonra halletmem gereken işler olsa, alışveriş vesaire onlar gelip Mia’yı alıyor hi değilse.

LANA Ayak işlerini halletmek için çocuğunu sekize kadar orada mı bırakıyorsun?

SILVIA (inandırıcı olmayan biçimde) Hayır, hayır. Ama orada bir sürü şey öğreniyorlar. Eğer burada kreşe, anaokulna ve okula gidecek olurlarsa şirkette iş bulma şansları artıyor.

LANA Peki bu harika… Gerçekten çocuğun için bunu mu istiyorsun?

HOPE (sözlerini keserek)Böldüğüm için özür dilerim, ama sekizinci katı nasıl bulabilirim? Asansörler çalışmıyor.

LANA Hemen ileride merdivenler var, soldan ikinci kapı. Umarım kesinti yüzünden kilitli kalmamıştır.

HOPE Teşekkür ederim. Hoşçakalın.

(Hope çıktıktan sonra da üçünün sesi hala duyulur.)

SETH Kahretsin, umarım bizi ispiyonlamaz.

LANA                                     Ne için dedikodu yaptık diye mi? Hadi ama, bu kadar da ödlek olma. Neden korkuyorsun ki, görmüyor musun sadece kaybolmuş.

SILVIA Belki numara yapıyordur.

LANA                                     Varsayalım bizi gözetlediler, ispiyonladılar, sanki önemli adamlarmışız gibi. Basit bir dedikodu yüzünden ne yapabilirler ki? Yine paranoyak davranıyorsun…


(Hope uzaklaşırken sesler de kaybolur.)

SAHNE 4

Hope merdivenlere giden yolu bulmayı başarır, karanlıkta tek başına olduğunu fark eder. Sekizinci katı nasıl bulacağı konusunda bir fikri yoktur. Yolunu bulabilmek için yavaşça sayarak basamaklarda ilerlemeye başlar.

HOPE 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10…

(Merdivenlerin aşağısından düşük bir çocuk sesi duyulur.)

ÇOCUK 1 1,2,4,8,16,32,64,128,256,512,1024...

(Yükselen sesi duyan Hope bir anda durur.)

ÇOCUK 1 ..,2048,4096,8192,16384... Önüm arkam sağım solum sobe, Saklanmayan ebe..

(Aniden üç kat aşağıdan ufak bir ışık belirir. Çığlık atan, gülen çocuk sesleri duyulur.)

ÇOCUK 2 Ben saklandım.

ÇOCUK 1 Matthew yakalandın!

ÇOCUK 3 Yalan söylüyorsun, beni yakalamadın.

(Hope ışığa doğru gider. Aniden bir çocuk onu görür ve çığlık atar.)

ÇOCUK 4 Aaaaaah!!! Joseph K , Joseph K geliyor…

(Bütün çocuklar çığlık atarak alt kata doğru koşmaktadır.)

HOPE Bekleyin, bekleyin…

(Hope aniden aşağı katlardan asansör kapısının açılma sesini işitir ve asansör müziğini duyar.)

HOPE (kendi kendine)Asansörler nasıl oluyor da çalışıyor ki?

(Hope onları takip eder. Aşağıdan gelen ışığı görmekte, çocukların ve öğretmenin seslerini duymatadır. Asansör çocukların görünmeyeceği bir yerdedir yalnızca sesleri duyulur.)

ÇOCUK 4 Joseph, o Joseph’ti kesinlikle eminim.

(Çocukların gürültüleri…)

ÖĞRETMEN Ah, demek buradasınız.. Lucy, Barney; neredeydiniz, koridora tek başınıza çıkmayın demedik mi size

ÇOCUK 4 Biz.. biz sadece…

ÖĞRETMEN Tamam, sorun değil. Hepinizin sıraya girmesini istiyorum ikişer ikişer sonra asansöre binip temizlikçi kadınları takip ederek çıkışa gideceksiniz.

(Hope’un tek duyduğu “çıkış” kelimesi olur. Onları yakalamaya çalışır.)

HOPE Bekleyin, beni bekleyin…

(Çocukların sesleri kaybolurken, asansör kapısı kapanır. Koridordaki ışık da gider. Hope yeniden zifir karanlıkta kalmıştır. Sonra birden bir  elfeneri açılır ve Hope’u aydınlatır.)

SAHNE 5

HARRY İtiraf et’

HOPE Afedersiniz?

HARRY Kimin için çalışıyorsun?

HOPE Şirket.

HARRY Biliyordum.

HOPE Peki sen, sen kime çalışıyorsun?

HARRY Burada soruları ben sorarım! Burada yenisin değil mi? Seni daha önce görmemiştim. (kendi kendine) Sanki beni yakalamaya çalıştıklarını bilmiyorum. Yıllardır uğraşıyorlar. (Hope’a) Her geçen gün daha şık giyimli insanlar gönderiyorlar kandırmak için. Söylesene bana ne söylemeni istediler senden? Belki bir mesaj gönderdiler?

HOPE Ne mesajı?

HARRY Şirketten.

HOPE Neden bahsettiğiniz hakkında hiçbir fikrim yok. Ben sadece danışmayı arıyorum.

HARRY Ne?

HOPE Çıkışı bulmaya çalışıyorum.

HARRY (abartılı güler) Hahahahaha! Ben de bir çıkış arıyorum.. beni bu soruyla yakalamaya çalışmak çok kurnazca.. Ha ha haha! Çıkış mıkış yok, hayır ve bunu sen de biliyorsun. O yüzden benimle dalga geçmeyi bırak. Ben cidden şunu öğrenmek istiyorum; gerçekten bir gemide miyiz? Diğerleri gelmeden hemen söyle bana.

HOPE Hangi diğerleri?

HARRY O küçük zımbırtınla çağırdıkların.

HOPE Ne zımbırtısı?.. Üzgünüm ama neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok. üstdüzey Yönetici Takes’in yeni sekreteriyim ve sadece Holdingdeki toplantısına zamanında yetişebilsin diye binadan çıkışı arıyorum,

HARRY Ne kadar tipik bir durum. Kirli işini halletmek için hizmetçini gönder. Sen ölürsen kimin umurunda. hem bu nasıl bir deli saçması Holding’e toplantıya gitmek? Oraya nasıl gitmeyi planlıyor? Şirket aracıyla mı? ha ha ha, bu ufak yolculuğunda neden kendi pahalı arabasını kullanmıyor? Şirketin “büyük baş yöneticimize” aldığı araba, özel olarak ona ayrılan çifte park yerinde duruyor.

HOPE Ben bilemiyorum, o bana bu konuda bir şey .. yani nedenini…

HARRY Ben sana nedenini söyleyeyim. Çünkü burada aşağıda ne araba kaldı ne de park yeri. Hiçbir şey yok, çünkü bir çıkış yolu yok. Arabaları, garajı her şeyi sattılar. Şimdi aşağıda zavallı Kenyalılar’ın kan, ter içinde durmadan çalıştırıldığı terhane var. Başlamadan önce her şeyi sattılar.

HOPE Başlamak?

HARRY Yolculuğa başlamak evet. İnsanların asla geri dönemeyecekleri bir yolculuğa gönüllü katılacağını mı düşünüyorsun? Sana söylüyorum bu uzay gemisinde çıkış yok. Ve bir görevimiz var ama ne çeşit bir görev bilmiyorum. Senin onlardan biri olduğunu düşünmüştüm, o yüzden seni zorladım bana gerçeği söylemen için. Ama sen de diğer herkes gibi sadece koyunlardan birisin.

HOPE Ben koyun değilim. Ben yeniyim. Er ya da geç bir gemide olup olmadığımızı ortaya çıkaracağım. Er ya da geç. Oldukça dikkatli ve gözlemci biriyimdir.

HARRY Ya,gerçekten öyle mi? Söylesene, kaç yaşındasın sen?

HOPE 22.

HARRY Peki hiç dışarı çıktın mı?

HOPE Elbette çıktım, alışveriş merkezine, okula, parka gittim.

HARRY Anlıyorum.. 3. 5. ve 13. katlar demek istedin.

HOPE Tamam.. süper bir binada yaşayacak kadar şanslı biriyim o kadar. Ama ek bina 5’de gittiğim parkta gökyüzü, ağaçlar her şey vardı.

HARRY Ah, Ek 5 sol kanatta. Pekala tatlım orada hiç yapmur yağdığını gördün mü? Hayır görmedin, peki neden? Çünkü o gerçek gökyüzü değil sadece tavan, bak güzelim sadece bir projeksiyon hepsi bu. Uzay Yolu (Star Trek) bölümlerininden birini izlemelisin o zaman anlayacaksın. Her geminin mikro iklim oluşturabilmek için ağaçlara ihtiyacı vardır.

HOPE Tamam, madem o kadar akıllısın, uzay gemisinde olduğumuzu kanıtla o zaman.

HARRY Eğer kanıtım olsaydı gösterirdim. Ama onlar akıllılar, çok akıllılar. Bütün bunlar dev bir labirent. Buradan çıkış yok. Buradan dış güverteye geçmenin yolunu bulamadım. Mutlaka buralarda bir yerde olmalı. öyle olmasa bakım-onarım teknisyenleri nasıl gelebilir ki. Ya da belki bizim birbirimizle karşılaşmamızı istemiyorlar. Belki de onlar da orada kilit altındalar, aynı bizim içerde olduğumuz gibi. Olay bu! Teşekkür ederim, şimdi her şey daha netleşti. Gitmem gerek, hoşça kal!

HOPE Hey, nereye gidiyorsun? Eğer her şeyi biliyorsan bana yardım etmelisin.

HARRY Oh evet, merdivenlerde ne işin vardı söylesene?

HOPE “Kahin” dedikleri bir hanımefendiyi arıyorum.

HARRY Ah, Julie teyze. Sekizinci katta o. Başına bir şey gelmesin, bacağını falan kırma diye, seninle yürüyeceğim,

HOPE Teşekkür ederim. Neden ona “Kahin” diyorlar?

HARRY Sen doğmadan çok önce kehanet verileri üzerine çalıştığı için. Herneyse, dinle, bugün temizlikçi kadınları gördün mü? Kahve molası için gelmediler. Bütün gün onları bekledim.

HOPE Hayır, görmedim.

HARRY Her gün tam olarak 9 gibi gelirler. Her gün aynı rutin. Şimdi neredeyse 10’u geçiyor. Dün onları gücendirmiş olabilirim diye endişeleniyorum.


SAHNE 6

Hope farklı renklerde mumlarla aydınlatılan bir odaya girer. Yaşlı bir kadın masa başında oturmaktadır ve kağıtları karıştırmaktadır. Hope’u fark edince hızla bir dosyayla kartları saklar.

HOPE Merhaba!

KAHİN Oo, merhaba. Seni bekliyordum.

HOPE Afedersiniz anlayamadım?

KAHİN Buradasın çünkü, bir şeye ihtiyacın var öyle değil mi? Önemli bir şey.

HOPE Şey, evet…

KAHİN Elektirik gittiğinde ben de tam ŞV’ye TF567-2 yi yüklüyordum.Yani tatlım, maalesef beklemen gerek. Üzülme. Sadece bana emailini ver, işim bitince ben sana linki gönderirim.

HOPE ŞV nedir?

KAHİN Şirket veritabanı. Sen bu projede yenisin değil mi?

HOPE Şirkette yeniyim. Ama buraya onun için gelmedim. Sizi çok şey bilen biri olarak önerdiler bana…

KAHİN Tanrım! Korkuttun beni. Buraya işle ilgili bir şey istemeye geldin sandım. Malumatım doğrudur, haklısın. Biliyor musun, insan benim kadar uzun zaman burada çalışınca.. Birkaç şey biliyor tabii.. Yaklaş bana. Elini ver lütfen. Evet.. evet güzel çizgiler, harika.. Sen akıllı birisin değil mi? iyi yüreklisin. Ama meraklısın, tatlım, bazen gereğinden fazla meraklı. Hem hırslı ve tutkulusun da. O kadar fazla meraklı olmasaydın, buraya kadar gelemezdin. Bana ne iş yaptığını söylesene?

HOPE Ben sekreterim.

KAHİN Aa, hmm, bu hırsla, tutkuyla yapılacak bir iş değil.Ama eğer sessiz kalıp dinlemeyi bilirsen.. Gözlerini açık tutarsan her türden kapı sana açılacaktır.

HOPE Buraya bu nedenle geldim.. kapı yüzünden..

KAHİN Pekala, neler bildiğime bir bakalım… Herkes dakikasına 50 dolar alamaz. herneyse, telefonların ne zaman yeniden çalışmaya başlacağını söylediler mi? Tuhaf olan cep telefonları bile çoğunlukla çalışmıyor… En son elektirikler gittiğinde, telefonlar çalışıyordu. Biliyor musun, tüm bu insanlar için üzülüyorum, hepsinin tavsiyeye, yardıma ihtiyacı var. Ve şimdi onlara yardım edemiyorum, bu çok üzücü.

HOPE Elektirik kesintisi en son ne zaman olmuştu? Böyle bir şeyi daha önce hiç görmemiştim.

KAHİN Oh, 20 yıl önceydi belki de 30. Peki telefonlar hakkında bir şey biliyor musun?

HOPE Hayır, hiçbir fikrim yok.

KAHİN Herneyse, kimin için çalışıyorsun?

HOPE Bay Takes’in yeni sekreteriyim.

KAHİN Takes mi dedin? Faith nasıl peki?

HOPE O öldü.

KAHİN Aman tanrım, bu büyük kabalık, bir not gönderip haber verme nezaketini bile göstermiyorlar. Üstelik bu kadın 50 yıldır burada çalışıyordu. Eskiden çiçekler alır ve hep birlikte cenaze törenine giderdik. Cenazeleri kestiklerinden beri gördüğün gibi ölen insanlar sanki hiç varolmamış gibi davranılıyor…

HOPE Evet, korkunç.

KAHİN Ama biliyordum.. Bunu yaklaşık beş yıl önce öngörmüştüm. Ölüm yine ölüm… Ona beş kez kart açmıştım ve hep ölüm çıkmıştı.

(tatsız bir sessizlik)

KAHİN (tarot kartlarını çıkarır) Herneyse, işimize bakalım. Eveeet, demek bir kapı arıyorsun! Bir geçit! Mutluluğa açılan bir geçit! Eh, tatlım, bulması kolay bir şey değil. Bakalım: GEMİ kartı, hmm, bilinmeyelerle karşılaşacağın uzun bir yolculuğa çıkıyorsun, yolda tehlikeler görüyorum..

HOPE Bunun uzay gemisiyle bir alakası var mı?

KAHİN Hangi uzay gemisi?

HOPE İçinde olduğumuz bu gemi.

KAHİN Tatlım sen iyi misin? Kafan karışmış olmalı. Üstelik ben konsantre olmuşken kesmemelisin…Ah KEDi kartı.. çevrendekilerden destek alamıyorsun, senden yana değiller, herkesin gizli-saklı niyetleri var. Ama yolda gizemli bir yabancıdan yardım alacaksın. KÖPEK kartı, bir çok engel çıkabilir, burada yalnızca asalar görüyorum. Ama sonunda -PENCERE kartı- bir ışık, bir kurtuluş görünüyor.Burada umut var, tatlım, ama kolay olmayacak.. Yani tatlım eğer kapıyı bulmak istiyorsan ondan önce pencereyi bulmalısın.

HOPE Pencere mi?

KAHİN Evet, pencere..

HOPE Peki pencereyi nerede bulabilirim?

KAHİN Tatlım ben nereden bileyim? Bir günde iki soru soramazsın, bu Tarot’un en temel kuralıdır.  Aldığın yanıtı iyice düşünmelisin.

HOPE Ah, anlıyorum, teşekkür ederim. Size borcum var mı?

KAHİN Hayır, yok istemem. Şirkettekilerden ücret almıyorum. Ama dinle, bu telefonlarla ilgili küçük meseleden Takes’e bahsetmemelisin.

HOPE Hayır, elbette bahsetmem. Peki o zaman hoşçakalın.

KAHİN Hoşçakal canım, ama bekle, bekle bir dakika.. Neredeyse unutacaktım…

HOPE Evet?

KAHİN Güzel kolyelerim var, onları yeğenim yapıyor. Çok pahalı da değiller, tanesi 4 kağıt. Hadi baksana.

HOPE Şey, başka bir zaman baksam, acelem var gerçekten. Herşey için teşekkürler. Yarın yine uğrayacağım.

KAHİN Evet, evet kesinlikle, beni nerede bulacağını biliyorsun.. Lütfen eğer birilerine rastlarsan şu telefonlara ne oluyor soruver.




SAHNE 7

(Hope merdivenlere geri döner ve nereye gittiğini bilmediğini fark eder bir an. Aynı anda birel feneri ışığı yanar.)

HOPE Kim var orada?

HARRY (eko yapmış gibi) Kim var orada?

HOPE Kimsiniz?

HARRY Kimsiniz?

HOPE (biraz korkmuş halde) Kim var orada?

HARRY Benim. Seninle biraz uğraşıyordum o kadar. Peki ne dedi?

HOPE Bir pencere bulmam gerektiğini söyledi. Ne yapacağımı bilmiyorum. Nerede pencere bulabilirim?

HARRY Pencere mi? He he. Kızartma tavasından çıkıp ateşin içine atlama hali.

HOPE Ne demek istedin?

HARRY “Pencere Kenarı”.. Bu bir efsanedir, saf çalışanları cezbetmek için yaratılmış yalan bir hikaye. (tekinsiz bir sesle) Örnek çalışanlar pencere kenarıyla ödüllendirilir.(normal tonda) Bir pencere gören, pencere kenarında oturan kimseyi duymadım. Öyle bir şey olsa bile büyük ihtimalle Betelgeuse (Beteljöz) yıldızı yakınlarında bir yerdedir. Bu da sana yaramaz, yine de sana şans dilerim. Bu araştırman beni çok güldürüyor, sıkı bir kahkahayı hak ediyor.

HOPE Seni güldürebildiğime sevindim ama şimdi ne yapmam gerekiyor?

HARRY (Düşünür) Peki, bence yapılacak en iyi şey sigara içenleri görmeye gitmek.. Bu peri masallarını çalışanları ödüllendirmek için onlar uyduruyor.

HOPE Kimler?

HARRY Proje yöneticileri. Projeleri onlar yürütür ayrıca ödüllendirmek için insanları önerirler öyle değil mi? Hadi, seni götüreceğim… Ama dikkatli ol, her türlü numarayı yapıp seni kandırmaya çalışırlar..

HOPE Tamam beni götür, başka ne yapabilirim ki.. (sessizce onu izler) Ve bu arada.. Ben Hope..

HARRY Ben de Archibald… Harry…

HOPE Harry, tanıştığımıza memnun oldum.

HARRY Ben de.

HOPE Peki, Harry neden merdivenlerin orada saklanıyorsun?

HARRY Burada yaşıyorum. Ben de eskiden şirkete çalışıyordum ama sonra tuhaf şeyler fark etmeye başladım. Mesela Joseph K. hakkındaki o tuhaf hikayeyi. Bunu araştırmaya başladığım an da işten kovuldum.  O günden beri burada yaşıyorum ve kanıt topluyorum

HOPE Peki nasıl gidiyor?

HARRY Şimdi bundan bahsetmeyelim.. İşte geldik 12. kattayız.

HOPE Burada ne var?

HARRY Sigara odası, ne olacak?

HOPE Tamam, beni beklemek ister misin?

HARRY Yapacak daha iyi bir şeyim yok.

HOPE Teşekkür ederim, umarım fazla uzun sürmez.


SAHNE 8

Hope sigara dumanıyla dolu bir odaya girer, yüksek bir masanın üzerine dizilmiş laptopların olduğu bar gibi bir yer vardır. Her laptopın başında bir içici vardır. Hope’un gelişini fark etmezler. Bir çeşit masa oyunu oynamaktadırlar, sonra da laptoplarına bir şeyler yazarlar.

P. Y. 1 A ha, şimdi ne yapacaksın bakalım?

P. Y.  2. NATE Adi herif, her zaman çok şanslısın!

P. Y.  3 Şimdi, şimdi herkes için yeterli sayıda tasarımcımız var, hadi devam.. Sıra sende.

P. Y.  4 (zarları alır üfleyerek atar) Hadi devam, bana biraz ekstra puan ver bakalım. Yaşasın yaptm. 17. Bir yüksek performanslı ve 5 sıradan seçtim hepsini birden Medya destek işlevi özelliğine koydum.

P. Y.  1 Aptal, niye test edecek bir çift kullanıcı koymadın?

P. Y.  4 Neden koyayım, iyi bir tasarım, hızlı kontrolleri ve tasarım testini yaparlarsa, ayrıca test sürüşü yapacaklara gerek olmaz.

(hepsi gülmeye başlar.)

P. Y.  2. NATE He he he, acemi olduğunu söyleyebilirsin.. Bu “Proje Yönetimi 7” değil de “Ezilenlerin İntikamı” gibi! Bunlar gerçek insanlar, canım, bu bir oyun değil. Hiçbir zaman yapmaları gerektiği gibi çalışmazlar. Ve eğer onlardan çok fazla sayıda tasarıma koyarsan, hepsi birden tembelleşir ve daha beter performans gösterirler.

P. Y.  3 Tamam, rahat bırak, öğrenecektir.

P. Y.  1 Sağduyulu,sorumlu ve nazik bir insansın değil mi? Bu senin yeni stratejin.. şikayet etmesin diye bir aptalı ikna etmek için mi?

P. Y.  3 Kapa çeneni ve oyna yoksa sana kırmızı kart gösteririm. O zaman yalnızca düşük performanslıları alabilirsin.

(zarları P.Y. 1’e verir)

P. Y.  1 (zarları atar, sabırsız bekler ve sonucu görünce mutlu ağlarcasına) Evvvet, kendime yeni bir teknik koordinatör aldım.

P. Y.  3 (figürlerin olduğu kutuyu kontrol eder.) Hay aksi, hiç kalmamış. Ama sana iki tasarımcı verebilirim test elemanları yerine.

P. Y.  1 Asla. Son üç turdan beri beni mahvettin. Ben koordinatörümü istiyorum ve bir tane almak benim hakkım.

P. Y.  3 Tamam, tamam, birini terfi ettiririz o zaman. Yıllardır kimseye zam yapmışlığımız yok sonuçta. Borut’u mu yoksa Berger denen hatunu mu almak istersin?

P. Y.  1 Doğal olarak Borut’u. Berger akıllı kadındır ama işler zorlaşınca tüm o kadın isterisini başlatmasını istemem.

P. Y.  3 Keyfin bilir. (P.Y. 2’ye döner) Sıra sende.

P. Y.  2. NATE Kahretsin.

P. Y.  3 Ne oldu?

P. Y.  2. NATE Sigaramla tasarımcılardan birinin figürünü yaktım. Şuna baksana.

P. Y.  3 Dert etme, yenisini yaparız.

P. Y.  1 Evet, yapabiliriz ya da Johnson’ı işten atarız. Zaten ondan kurtulmak istiyorduk, o kadar fazla tasarımcıya ihtiyacımız tok.. Şimdi de Pazar gümleri de çalışma adetini başlatıyoruz.

P. Y.  2. NATE Haklısın. Anlaştık o zaman. (Figürü çöpe atar, basketbol topu atar gibi)

(P.Y. 2 zarları atar…)

HOPE Afedersiniz!

( Hepsi birden dönüp bakar.)

P. Y.  1 Ooo, bir manyak daha.

HOPE Anlayamadım?

P. Y.  1 Sigara tiryakisi demek istedim…

HOPE Ah, hayır, hayır.. Ben sadece bir pencere arıyorum.

(kahkahalar)

P. Y.  2. NATE Pencere ha cidden mi? Ne kadar zamandır burada çalışıyorsun?

HOPE Bugün ilk günüm.

P. Y.  2. NATE (alaycı) Bugün ilk günün ve şimdiden pencere istiyorsun.. Seni buraya kim gönderdiyse sıkı eğlenmiştir.

P. Y.  3                                   (sorumluluğu başkasına atmayı hatırlar.) Evet, koltuklar departman(şube) müdürleri tarafından atanır, ama onlar çoktan evlerine gittiler.

HOPE Ama saat daha 11.

P. Y.  1 Departman müdürleri kahveden sonra gitme hakkına sahiptir, böylece kimse onlara soru soramaz. Herkesin bildiği malum “departman sendromu” nu bilirsin.(hepsi gülmektedir. bunun aralarındaki özel bir şaka olduğu bellidir) Bu pozisyonda  iki yıldan fazla çalışınca uzun zamanlı hafızan sapıtıyor.

P. Y.  2. NATE (atarak) Ve dil becerilerin de…

HOPE Ne demek istediniz?

P. Y.  1 Bir önceki günden hiçbir şey hatırlayamıyorlar. Mesela, bir gün önce birine verdikleri basit bir sözü bile hatırlamıyorlar. Bir sonraki gün bir şeyler hatırlamak isterlerse eve gitmeden önce kendilerine email gönderiyorlar ki ertesi gün okuyabilsinler. Yani her sabah kahvelerini içiyorlar, emaillerini kontrol ediyorlar ve sonra da birileri bir şeyler sorunca rezil olmamak için evlerine gidiyorlar.

P. Y.  2. NATE Ve dil becerileri de kaybolduğu için, konuşma merkezlerinde de bir sorun oluyor bu yüzden kendilerini doğru düzgün ifade edemiyorlar ve saçma, boş cümleler kuruyorlar.

P. Y.  3 Yönetim 3 dersinde beyinlerinin yıkandığına dair bir teori var ama hiçbiri o kursta neler olduğunu hatırlamadıklarından henüz kimse bunu kanıtlayamadı. Eğer öyle olsa bile doğru dürüst bir cevap veremezler. Yani bir faydası yok.

HOPE Ama ben pencere kenarına oturmak istemiyorum.. Ben sadece öyle birini bulmak istiyorum. Peki eğer bir şey hatırlayamıyorlarsa, pencereyi nasıl bulacağım? (Bir anda onunla dalga geçtiklerini anlar ve sinirlenir.)Ah, H.. bana söylemişti benimle uğraşacağınızı. Dalga geçmeyi bırakın lütfen, söyleyin bana pencere kenarında kim oturuyor? Ya da en iyisi danışma nerede onu söyleyin.

P. Y. 1 (Sakinleştirmeye çalışarak) Tamam, tamam, öfkelenme, sana yardım edeceğiz bayan. Danışma konusuna gelirsek – sakın sorma ama iki yıldır bu kattan bir yere ayrılmadım. Ama işin aslı pencere kenarında oturan tanıdığım tek bir kişi var o da Marty Michelson.

P. Y.  2. NATE Evet, ödülü buydu, haha ha. cereyandan rahatsız olan ve pencere kenarında oturmaktan nefret eden tek kişi de oydu .Bunun yerine buzla dolu bir küvet de verebilirlerdi.

P. Y.  3 Sonuçta niyetleri iyiydi. Pencere kenarını almak büyük bir onur.

P. Y.  2. NATE Hadi ama, iyi niyetler konusunda düşüncelerimi biliyorsun.

P.Y. 3 İlla bozgunculuk yapacaksın.

HOPE (iyice sabırsızlanarak)  Böldüğüm için kusura bakmayın ama bu Marty denen adamı nerede bulabilirim?

P. Y.  1 Bu konuda sana yardımcı olamayız.

HOPE (gözlerini devirerek) Peki ama ben nasıl bula…

P.Y.  1 (sözünü keser)En doğrusu İnsan kaynaklarına gitmek olacaktır.

P. Y.  2. NATE Evet, ben de oraya gitmek üzereydim.


SAHNE 9

Hope ve adı Nate olan P.Y. sigara odasından uzun koridora çıkarlar ve merdvenlere doğru ilerlerler. Nate elinde bir cep telefonu taşımaktadır, onu el feneri niyetine kullanır.

HOPE Afedersiniz, bir şey sorabilir miyim?

P. Y.  2 NATE Sor bakalım.

HOPE Proje yönetiminde oynuyor gibiydiniz ama bana öyle geldi ki gerçekten kimin nerede çalışacağına siz karar veriyorsunuz.

P. Y.  2 NATE Öyle yapıyoruz, evet.

HOPE Ama…

P. Y.  2 NATE En kolay yol bu. Joseph K. olayından beri kimse sorumluluğu almak istemiyor.. Bu yüzden de en kolayı şansın karar vermesi

HOPE Ne olayı?

P. Y.  2 NATE Joseph K hikayesini bilmiyor musun? Okulda öğretmediler mi?

HOPE Ben sekreterlik okuluna gittim.

P. Y.  2 NATE Aa, anlıyorum. Sen Faith’in yerine gelmiş olmalısın.

HOPE Evet, ben Hope, memnun oldum.

P. Y.  2 NATE Nate…

HOPE Peki neymiş o hikaye?

P. Y.  2 NATE Biraz üzücü  bir hikayedir.(bir an duraklar.)

(Sahnenin diğer ucunda küçük bir ofis bölmesindeb ışık açılır. Nate anlatırken hikaye sessiz canlandırılır.)

P. Y.  2 NATE Joseph K, örnek bir çalışanmış. Ortalama biriymiş ama sağlam ve güvenilirmiş. Üstelik epey de utangaçmış bu yüzden herkes onun alçakgönüllü olduğunu düşünürmüş. Ama hırsı olmayan biri de değilmiş. Bir kaç yıllık sıkı çalışmadan sonra zam istemiş.

HOPE Madem o kadar iyi bir çalışanmış yine de zam alamamış mı?

P. Y.  2 NATE Hiç şikayet etmemiş.. ve şikayet etmeyen biri..

HOPE Ve..

(Arka planda Joseph K’nın hikayesi canlandırılmaya devam eder. Diğer karakterler, meslektaşlar, patronlar belirir. )

P. Y.  2 NATE Terfi listesine girmiş, yeniden yapılanma gerçekleşmiş ve Joseph telefonda yalnızca ikinci sırayı aldığını öğrenmiş..

(Canlandırılan hikayede yeniden yapılanma müzikal sandalyeler benzeri bir oyunla anlatılıt. Çocukların şarkısı duyulabilir ve çalışanlar deliler gibi yer değiştirmeye çalışırlar. Görülmeyen çocukların söylemekte olduğu şarkı duyulur:)

ÇOCUKLAR ŞARKI Kar düşüşe geçmişse eğer, bilmelisin ki hayra alamet değil

Yenilenme ve yeniden yapılanma paketi

tek kurtuluş vardır  artık, Tanrım lütfen koru bizi

mevki, makam, yeniden düzenleme

koltuk bulamayan adam olursun

Tanrı bilir nerede olan Joseph K ile

kaç, hemen kaç ama dikkatli ol biri seni geçemeden kaç

Kışkış, böh,, yoohoohoo

Onun küçük faresi yakalar sonra seni

P. Y.  2 NATE İşin aslı Joseph ona patronun geçen hafta terfi ve zam sözü verdiğini söylemiş ama yönetici ona onda yüksek potansiyel gördüklerini ve kendini kanıtladığında isteğinin gerçekleşeceğini söylemiş. Joseph sormuş:  “Kendimi nasıl kanıtlayabilirim” diye. “Örneğin aynı anda iki projede çalışarak” demiş adam.ve Joseph tamam demiş. Ve her şey o zaman başlamış…

HOPE Ne?

P. Y.  2 NATE Yani, hiç, öncelikle Joseph iki projede birden çalışmış ve tam terfi alacağını düşünürken bir yeniden yapılanma daha olmuş..

HOPE Böylece üç projede birden çalışmaya başlamış..

P. Y.  2 NATE Bravo.. İşi daha kötü hale getiren, patronunun onu çağırıp  beş yıldır çalışmasına rağmen hala tek bir zam bile alamamasının tuhaf olduğunu söylemesi olmuş.

HOPE Aman tanrım, bu gerçekten de çok acımasızca.

P. Y.  2 NATE Evet, gerçekten acımasız. Ama Joseph sinirleri çelikten yapılma bir adammış  ve sonsuz bir güveni varmış. Sabırla her şeyi anlatmış ve yeni bir proje daha almayı kabul etmiş. Ama elbette…

HOPE Yok artık bir yeniden yapılanma daha olamaz.

P. Y.  2 NATE Ne yapabilirsin ki gerçekten de talihsiz biriymiş.

HOPE Neden hiçbir şey söylememiş?

P. Y.  2 NATE Bilemiyorum, sanırım kişiliği böyleymiş. Herneyse, sonunda geceleri de çalışmaya başlamış. hergeçen gün daha fazla geceleri çalışmaya başlamış ve bir süre sonra gündüz kimse onu göremez olmuş… Kısacası Sonunda o malum yeniden düzenlemelerden birinde onu tamamen unutmuşlar. Ertesi sabah ortaya çıkmış. Laptopını almış ve eşyalarını taşınmak üzere kutulara koymuş.

(Joseph’in sahnenin diğer ucunda elinde kutular laptop ve arkasından sürüklediği mouse’la dolandığını görürüz.. Tamamen kaybolmuştur.).

Herkese yeni ofisinin neresi olduğunu sormuş. Tabii ki boşuna çünkü kimse bilmiyormuş.

HOPE Onu hiçbir yere transfer etmemişler mi? Sonunda delirdi herhalde? Patronuna cehenneme gitmesini söylemiş mi?

P. Y.  2 NATE Evet, gerçekten delirmiş… kendini 12. kattan aşağı atmış. Şimdi de insanlar geceleri, laptopı ve mouse’unu arkasından sürükleyerek ortalıkta dolaştığını söylüyorlar…

HOPE Tanrım, bu korkunç.. Bu olanlar için sorumlu tutulan biri oldu mu?

P. Y.  2 NATE Hayır, yani yöneticiler problemin sebebini anlamak için bir komite topladılar ama komite bu intiharın işle ilgisi olmadığına karar verdi. Aşk konusunda talihsizliğine bağladılar.

HOPE Doğru muydu?

P. Y.  2 NATE Şüpheliyim. Kısacası bu korkunç bir hikayedir.

HOPE Gerçekten dehşet verici.

P. Y.  2 NATE Biz proje yöneticileri olarak gerçekten çok üzüldük.. Neler yaşadığımızı tahmin edemezsin…

HOPE Siz mi?!!

P. Y.  2 NATE Evet, biz. Neden şaşırdın? Bizi kalpsiz mi sanmıştın? Proje yöneticileri insanlara işkence etmekten hoşlanır değil mi? Hangi koşullarda çalıştığımız, nasıl stres altında olduğumuz hakkında bir fikrin var mı? Hiçbir şey, bize hiçbirşey vermiyorlar daima daha fazla, çok daha fazla iş yükü, daha çok proje, birilerine portakal bile veremiyoruz. Bir aralar insanlara verebilmek için kendim portakal yetiştirdim. Bu korkunç bir şey. Dizlerimin üzerine çöküp insanlara işlerini yapsınlar diye yalvarmak zorundayım. Hepsi tembel pislikler.. Ben orada 6’dan sekize kadar kıçımı yırtıyorum.. Günde 3 paket sigara içiyorum ama kimin umurunda, elbette kimsenin umurunda değil. Kimsenin. Hepsi suratıma tükürüyor. Üst düzey yöneticiler her an tepemde, astlarım benden nefret ediyor… Üstelik çalışma arkadaşlarımla sürekli her bir personelin projeye uygunluğu ve doğru dürüst iş yapması için kavga etmek zorundayım. Şükürler olsun ki sigara odasında biri proje yöneticisi oyununu hatırladı, ilk başlarda şakadan ibaretti ama o günden beri yeni peojelerimizi bu yola geliştiriyoruz. Aksi olsaydı birbirimizin boğazlarını kesmiş olacaktık… Bu yolla çok daha iyi gözden geçirebiliyoruz.. Bir elemanımız üçten fazla projede çalışamayacak olanları tespit ediyor.

HOPE Aynı anda sadece üç proje mi?!! Harika. Kimse daha fazla insanı işe almayı hatırlayamadığından mı?

P. Y.  2 NATE                        (tamamen afallamış halde bakar) Deli misin?!! İnsanların devre dışı kalmamasına izin vermediğimiz için mutlu olmalıyız. Çinliler, Hintliler ve Kenyalılar’ın bizden ne kadar ucuza çalıştıklarını bilmiyor musun? Herşey bu yüzden, işleri kabul etmek zorundayız çünkü onlar her an bizi ezip geçebilir, yerimizi alabilirler. Kimse bunu anlamıyor işlerimizi korumaya çalışıyoruz, onların tüm yaptıkları dırdır edip, kusurlarımızı bulmak…

HOPE O zaman sonsuza dek böyle mi devam edeceksiniz, her geçen gün daha fazla işi halletmeye çalışıp sonunda kalp krizi geçirerek.. Sonra yerinize yenileri gelir ve kıyamet gününe kadar böyle devam eder??

P. Y.  2 NATE Peki ne yapmalıyım, istifa mı etmeli yoksa bir devrim mi başlatmalıyım ya da yöneticileri mi öldürmeli?? Bütün bu sistemi bir insan durdurabilirmiş gibi. Bir şeylere itiraz edecek olsam hemen yerime bir başkasını getirirler. Aptalın teki olup boş boş duracağıma en azından yöneticilik yaparım daha iyi. En azından bu sayede insanlara yardım edebiliyorum. Ayrıca kimin için kavgaya gireceğim ki? Birilerinin bana arka çıkacağını mı sanıyorsun? Eğer gidip bir grev organize edecek olsam beni ölümüne taşa tutarlar.

HOPE Tamam, tamam, sinirlenme.

P. Y.  2 NATE Sinirlenmiyorum. Sadece bütün bunlardan çok bunaldım. Bu şirket beni öldürdü.. Günyüzü görmeden çalışıyorum, yıllardan beri terfi almadım, karım beni terk etti ve çocukları da aldı. Hala ödemem gereken kredilerim var…. Tek istediğim bir parça saygı o kadar. İnsanların bana saygı göstermesini istiyorum, her fırsatta suratıma tükürmelerini değil… Tek istediğim.. hayat, tüm insanların söylediği gibi…

(Frank Sinatra’dan That’s Life şarkısını söylemeye başlarBurada benzer anlamda sözleri

olan bir Türkçe şarkı da kullanılabilir.)

“ Hayat bu, [hayat bu] bütün herkesin söylediği bu 
Göklerde uçarsın Nisan'da, vurulursun Mayıs'ta 
Ama biliyorum, değiştireceğim bu düzeni 
Tekrar yükselip, tepeye çıktığımda Haziran'da…”

(Kontrolü kaybetmeye başladığını fark eder çünkü Hope şoktadır, tekrar her zamanki haline döner.)

Herneyse, önemli değil.. İşte geldik 14. kattayız, benim gideceğim yer. İnsan Kaynakları departmanı 17. katta, sadece pazarlamayı geç sağa dön koridorun sonunda.

HOPE Buraya kadar benimle yürüdüğün için sağol. Senin cep telefonun olmasa yolumu nasıl bulurdum.

P. Y.  2 NATE Evet. Alabilirsin bunu. Geçen hafta parçalamak istemiştim, ama çalışıyor hala.

HOPE O,çok teşekkür ederim. İhtiyacın olmadığına emin misin?

P. Y.  2 NATE Eminim, gittiğim yerde ihtiyacım olmayacak.. Joseph K bana ışık tutacaktır..

(Nate bir anda koridorda kayboluverir. Kapı çarparak kapanır.)

HOPE                           (.Bir kaç saniye sonra Nate’in ne demek istediğini anlar..) Ne? Hayır, bunu sakın yapma…


(Kapıyı açar ama Nate çoktan karanlıkta kaybolmuştur. Kafası tamamen karışmıştır.)

SAHNE 10

( Gerilla Savaşçısı Harry aniden önünde beliriverir.)

HOPE Tanrım, beni korkuttun..

HARRY Gördüğüm kadarıyla yeni arkadaşlar bulmuşsun.. Benden daha etkili birilerini.

HOPE Üzgünüm, neden bahsediyordun?

HARRY Hope’un konuşmasını taklit eder.) Benimle yürüdüğün için teşekkür ederim. Senin cep telefonun olmasa nasıl yolumu bulurdum.. (Kendi sesiyle) Yani, gerçekten öyle iğrenç birine yalakalık yapmak…

HOPE Ne demeliydim? Hayır, senin yardımına ihtiyacım yok. Zaten yardım aldığım biri var, o da burada illegal olarak yaşayan eski bir personel, şimdi beni bekliyor etrafı gezdirmek için?

HARRY Tamam, haklısın.. Ama pek sinirine dokunuyor gibi görünmüyordu da.

HOPE Evet, öyle biri değildi. Gayet düzgün birine benziyordu. En son ne söylediğini duydun mu.. Sanki kendini öldürmekten bahsediyordu…

HARRY Hayır seni kandırmasına izin verme, o sadece kurbanı oynuyor. Arkanı döndüğün an sırtından bıçaklayacak cinsten biri. Sanki gün bitene kadar fazla mesai yapıyor, hiç tatil yapmıyorlarmış gibi davranıyorlar..Ama işin aslı hepsi sürekli sigara içip insanların arkasından konuşuyorlar.. Onlar olmazsa şirketin çökeceğini zannediyorlar. Ben de vazgeçilemez olduğumu düşünürdüm.

HOPE Peki ne oldu?

HARRY Şimdi bu konuya girmeyelim istersen. İnsan Kaynaklarına gidiyorsun. Şimdi 17. kattayız.

HOPE Tamam peki 12’deki konferans salonundaki toplantı ne olacak, hangi kattaydı?

HARRY Ne toplantısı?

HOPE Bilmiyorum tüm çalışanların katılacağı bir çeşit acil durum toplantısı.

HARRY Tanrım ne zamanmış?

HOPE 12’de.

HARRY Hayır, ne zaman anons edildi diyorum. Dün mü?

HOPE Hayır elektirikler gittikten sonra. Etrafta konuşuluyordu, ağızdan ağza dolandı.

HARRY Lanet olsun. Biliyordum. Yakıt bitti.

HOPE Bu ne anlama geliyor?

HARRY Geminin yakıtı tükeniyor demek. Safralardan kurtulmak zorundalar. Herkesi aynı yere toplayacaklar ve sonra da uzaya atacaklar.

HOPE Şaka yapıyorsun herhalde.

HARRY Böyle bir konuda ne diye şaka yapayım?

HOPE Hayır, yani paranoyak davranıyorsun , gemide değiliz ki.

HARRY Oh gerçekten mi? İşte plan kendin bak… (merdivendeki kat planını gösterir) Bana inanmıyorsan İnsan Kaynakları’na git ve bu şeyi kimin çalıştırdığını gör. Bak canım, yıllardan beri otomatik pilotta gidiyoruz.

HOPE Ne demek bu?

HARRY Hiçbir şey, İnsan Kaynakları’na gittiğinde koridorun sonuna git ve idarenin olduğu yere bir göz at.

SAHNE 11


(Hope 17. kata girer. Pazarlama departmanının orada birinin uyumsuz ama yürekten şarkı söylediğini duyar. Yaklaştığında yaşlı hantal bir adamın bir bisikletin pedallarına bastırarak üç dansçıya ışık ürettiğini görür (Biri gençtir, diğer iki kadın orta yaşlardadır. Biri diğerinden yaşlıdır.) Dansçılar kankan dansı çalışmaktadır ve neredeyse uluma sesleri çıkarmaktadır. Birden Hope’u fark ederler.)

PAZ. K 1 (İkisi kadınsı kıkırdamaya başlar.) Ayy! Seyirci!

PAZ. K  2 Şimdi utanıyoruz!

PAZ. K. 3 Utanacak bir şey yok. Eğer bir kişinin önünde dans edemezseniz, bütün çalışanların karşısında nasıl dans edeceksiniz? Bugün çok önemli bir gösterimiz var. Bu 15-20 kişilik doğumgünü partisine benzemez, bugün herkes orada olacak.

PAZ. K. Korkuyorum!

PAZ. K. 3 Elbette korkarsın, prova yapacağına gevezelik yapıyorsun.(Hope’a dönerek) Hadi ama tatlım, geç şuraya seyret ve söyle bize, iyi miyiz?

(Hope durup izler. Bir kez daha gösterilerini canlandırırlar.)

PAZ. K. 3 Evet?

HOPE (inandırıcılıktan uzak) Evet, harikaydı.. Bu gösteriyi bugün mü hazırladınız?

PAZ. K. 1 Hayır, böyle iyi bir işi bir günde yapamazdık. Bu bizim doğumgünü kutlamaları için standart gösterimiz. Hiç katılmamış mıydın?

PAZ. K. 3 Partilerimizi nasıl kaçırırsın?

HOPE (kibar)Hayır, memnuniyetle gelirim, ama burada yeniyim.

PAZ. K. 1 Ha, o zaman henüz bizi izleyemedin. Doğumgünün ne zaman?

HOPE Mayıs’ta.

PAZ. K. 2 A, harika en güzel kostümlerimizi mayısta giyeriz. Ama mutlaka gelmelisin. Bilirsin, katılım zorunludur! Bayan Rita çalışanların motivasyonu için çok önemli olduğunu söyler.

HOPE (dürüst olmaktan kaçamaz) Kankan dansı yapmanızı seyretmek mi motive edecek???

PAZ. K. 2 Hayır, hayır, partiden bahsediyorum. Çünkü pek çok araştırmaya göre çalışanlar için para önemli değil, önemli olan birilerinin onları önemsediğini bilmek, büyük bir topluluğun bir parçası olduklarını hissetmek. Bu nedenle fazla mesai ödemelerini bıraktık ve doğum günü partileri yapmaya başladık.

HOPE Ah, evet, çok akıllıca bir karara benziyor. Bunun personel ödemelerinden tasarruf etmek için olmadığına emin misin?

PAZ. K. 2 Hayır, hayır- Rita, Brigita ve Juanita yalnızca çalışanların iyiliğini düşünürler.

HOPE Rita, Brigita…?

PAZ. K. 2 Yönetim kurulu, kim olacak? Gerçekten de burada yenisin.

PAZ. K. 3 Pekala bu kadar gevezelik yeter. Daha çok prova yapmamız lazım. Toplantıya sadece yarım saat kaldı. Hadi işimize bakalım.

(Hope orada kısa süre daha durur ve gösterilerini izler.. Sonra gizlice Harry’nin bakmasını söylediği koridorun sonundaki kapıyı açar.)


SAHNE 12

(Hope odaya gizlice girer, içeride birbirine 45 derecelik açıyla bakan iki laptop vardır. Her ikisinde de birer yüz görünmektedir. İki insan birbiriyle konuşuyor gibi görünür ama her ikisi de sanaldır ve bilgisayarda yaşamaktadırlar.)

HOPE (kendi kendine) Aman tanrım, doğruymuş!!!

RITA Doğru olan ne, tatlım?

BRIGITA Evet tatlım ne oldu?

HOPE Siz, siz makinesiniz.

BRIGITA Afedersin ama tatlım. Biz makine değiliz. Bizler yapay olarak yaratılmış bireyleriz. Nasıl siz bedeninizde yaşıyorsanız, biz de  makinanın içinde yaşıyoruz o kadar. Şu an kesintiden dolayı biraz sınırlıyız tabii çünkü yedekleme kaynağı üzerinden çalışabiliyoruz… Normalde oldukça hareketliyizdir. Şirketteki tüm bilgisayarlara girebiliriz. İşin aslı, her zaman yaptığımız da bu, ama insanlar bizi göremediklerinden..he he hehe

RITA Bilgisayarlarda sunucularda saklambaç oynamak gerçekten çok zevkli bir şey. Tek problem zavallı bilgi işlem uzmanlarını delirtiyor olması.

HOPE Bu gerçekten doğru.

BRIGITA Evet, gerçek, nedir gerçek? İnsanların “gerçeği” nasıl algıladığı konusu ile gerçekten ilgileniyoruz. Bu konuda şimdiye kadar topladığımız veriler yetersiz kalıyor. Neyin doğru olduğu sonucuna varamadık.

RITA Lütfen söyle bize, senin için doğru olan nedir?

HOPE Şirketin bilgisayarlar tarafından yönetildiği doğru.

BRIGITA Bilgisayarlar.. aslında bizler sen ne kadar bilgisayarsan biz de o o kadar bilgisayarız. Sinir ağımız insanlarınkiyle çok benziyor.

RITA Eğer bizi kastediyorsan, evet şirketi biz yönetiyoruz Ben Rita, İnsan Kaynakları Departmanı’nın başındayım. Bu da Rita, Şirket Başkanıdır. Bir de Juanita var, o da Mali İşler Sorumlusu, ama elektirikler gittiğinden beri ortada yok. Onu kaybettiğimizden endişe ediyoruz, Kendinden geçip bir sunucuda sıkışıp kalmış olabilir.Onun için çok endişeliyiz.

BRIGITA Onu herhangi bir yerde gördün mü Hope? Esmerdir, oldukça arsızdır. Excel tabloların saçmalıyorsa, onun içerde olduğundan emin olabilirsin.

HOPE Hope. Benim adımı biliyorsunuz.

RITA Üzgünüm, tatlım, ama eğer çalışanlarımın adını bilmesem ne çeşit bir insan kaynakları sorumlusu olurdum düşünsene. Özellikle de bugün çalışmaya başlayanlar için. Doğduğun günden beri seni izliyorduk canım, daima senin sekreter olacağına emindik. Ne dersin, düşündün mü neden anaokulunda kahveleri hep sen yapıyordun?

BRIGITA Üstelik bu iş en akıllının işidir. Ama aynı zamanda alçakgönülü de olmalı. Böylece zam ya da terfi istemeden problemleri çözebilirsin. Bir işten menfaat sağlayan insanlar tembelleşme eğiliminde oluyor.

RITA (ezberden söyler) Bu doğru. İyi Yönetim Kitapçığı, kural 1.3.1 le 1.3.11’ arası…

Şirket kuralları 1. 3.1 ve 1.3.11

1. Eğer bir personel şirket için önemliyse, hiçbir koşulda bunu öğrenmemelidir.

2. Bu kişiye daima aşırı iş yükü bindirilmelidir.

3. Sürekli olarak kovulmakla tehdit edilmeli ve başka bir iş bulamayacağı konusunda ikna edilmelidir.

4. Eğer istifa etmeyi düşünecek olursa, kendisine uygun faiz oranlarıyla ev kredisi verilmelidir.

5. Herşeye rağmen çalışan istifa edecek olursa, bu faiz oranları aniden olumsuz anlamda yükseltilmelidir.

6. Eğer bu kişinin hali hazırda evi varsa, varolan kredisinin yeniden faizlendirilmesi teklif edilmelidir.

7.Eğer işinin sıkıcı olduğundan şikayet ediyorsa, daha ilgi çekici bir görev verilmelidir. Ancak bir önceki görevini ayrıca en az üç hatta daha fazla sıkıcı işi tamamladıktan sonra.

8. Sağlığı tehlike altındaysa, derhal sağlık sigortası iptal edilmelidir.

9..Eğer hastaneye yatacak olursa, şirket tıbbi bakım masraflarını ödeyecektir ancak sonrasında çalışanın maaşından aylık taksitler halinde bu ödemeler geri alınacaktır.

10. Çalışanın ölümü halinde, ailesi fedakarlıklarının karşılığı olarak minnettarlığın bir göstergesi olarak ödül verilmelidit. Bu şekilde mağdurun ailesi şirkete destek vermeye devam edecektir. (Not: Bu nadir yaşanan bir problemdir çünkü işe yarar çalışanların çoğunun ailesi yoktur çünkü çalışmaktan aile kurmaya vakit bulamazlar.)

11. Şirket için önem arzedecek potansiyele sahip yeni birini işe aldıktan sonra, şirket acilen araştırma yapıp yerine geçecek kişiyi seçip yetiştirmeye başlamalıdır. Not: Önemli bir çalışanın ortalama ömrü 20 yıla kadar uzayabilir.

HOPE Sizin için önemli biri olduğumumu söylemeye çalışıyorsunuz. Pekala, beni bekleyen güzel gelecek için teşekkür ederim!

RITA Oh, hayır canım, sen önemli değilsin. Kesinlikle gözden çıkarılabilecekler arasındasın.. İşsizlik bürosunda sana benzer iş için bekleyen sürüsüyle insan var. İstesen bile, başka bir iş bulamazsın bunu sen de gayet iyi biliyorsun.

HOPE Tamam, mesajı aldım.

BRIGITA Güzel, sen çok akıllısın tatlım.

HOPE Herneyse, lütfen dürüst olun. Biz gemide miyiz? Yakıtımızın tükendiği doğru mu? Bugünkü toplantıda insanları uzaya mı atacaksınız?

RITA Ah, Hope. Archie ile konuşmuş olmalısın. Her zaman biraz çatlaktı. Bugünkü toplantının Kriz Durumu Protokolü madde 5.6.1’e göre mutlaka yapılması gerekli.

Genel Açıklamalar:

Kriz durumlarında insanlar şiddet ve anarşi eğilimi gösterirler, bu nedenle aşağıdaki kuralları sunuyoruz:

Genel Kural No.1: Çalışanların zihinleri sürekli meşgul edilmelidir.

Genel Kural No.2: Panik engellenmelidir.

Genel Kural No. 3: İnsanların yöneticilerine olan güvenleri sağlanmalı ve muhafaza edilmelidir.

Farklı durumlarla ilgili ayrıntılı yönergeler 5.7. ile  5.15 bölümlerinde bulunabilir:

BRIGITA Ne yazık ki, kesintiyle ilgili ayrıntılı yönergeler elektiriğin gitmesi yüzünden kapanan bir yedek sunucuda kaldı. Bu yüzden bunu yapmak zorunda kaldık. Tüm çalışanlar için bir parti organizasyonu!!

RITA Evet, gerçekten de çok akıllıyız değil mi? Kızlarımız kankan dansı yapacaklar, otomatlardan çikolata barları dağıtacağız.Vay canına, insanlar çok eğlenecekler. Bilirsin, insanlar çikolata barlarını ve partileri çok severler. Bu sayede akılları çözmeye çalıştığımız bu korkunç krizden biraz olsun uzaklaşmış olacak. Bir de hepsinin katılabileceği bir koro oluşturmayı düşündük. Harika olacak!

BRIGITA En azından bütün gün sürer ve bu arada umarız yeniden enerji gelir. Hem üstelik herkes aynı yerde toplanınca havalandırmadan tasarruf edeceğiz. Ne zaman tasarruf etmek istesek bunu yaparız. O ay tüm çalışanların katılımıyla toplantılar düzenleriz. Sonra da toplantı yeri dışındaki tüm havalandırmayı kapatırız. Juanita’nın fikriydi bu, ne kadar akıllı değil mi? Eğer yaratıcımız bizi görebilseydi bizimle gurur duyardı. Sen ne düşünüyorsun, parti fikri harika bir çözüm değil mi?

HOPE Zekice.. Neden yılın en aptal fikri ödülü vermiyorsunuz? Çok eğlenceli olabilir!

BRIGITA Bu mükemmel bir fikir! tebrikler, Hope canım.. Senin küçük çok bilmişlerimizden biri olduğunu biliyorduk. Belki de seni İnsan Kaynakları’na transfer etmeliyim, tabii eğer böyle iyi olmaya devam edersen.

HOPE Havalandırma konusunda…  biri bana bir saatten az oksijen kaldığını söylemişti.Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?

RITA (pek ikna edici değildir) Abartıyor. Ayrıca eğer herkes toplantıya katılırsa biraz daha süre uzayacaktır. Ne kadar akıllı olduğumuzu görüyor musun?.. Herşeyi düşünüyoruz…

PAZ. K. 1 Afedersiniz, Madam, gitmemiz gerek.. parti 15 dakika içinde başlayacak. (Hope’a) Burada ne arıyorsun sen? Buraya girme iznin yok. Patronlarla sadece biz konuşabiliriz.

(Hope’u dışarı doğru iter)

HOPE Neden onları dinliyorsun ki?... Onlar yalnızca bilgisayarlar.

PAZ. K. 1 Ahhah ha. Seni de kandırdılar demek, onlar gittiğinde biz de öyle düşünmüştük. Bak canım, onlar Jamaica’ya kaçtılar ve şimdi oradan çalışıyorlar. Diğer insanların bunu öğrenmesi ve onların da tatil istemesi hoş olmaz. Eğer kimseye söylemezsek yakında bizim de gitmemize izin vereceklerini söz verdiler.

HOPE Gerçekten mi, kör müsün sen, bunlar insan değil..

PAZ. K. 1 Oh, sen çok komiksin, burada yeni olduğunu hemen anlaşılıyor.. Hadi ama, acele et, parti başlamak üzere. Vay canına, çok heyecanlıyım.. Birazcık da korkuyorum, biliyorsun koreografimize yeterince çalışamadık. Sonuçta neysek oyuz, ne olacaksa olacak..İşler zora girince güçlü olan kaçmaz, mücadele eder ve kazanır. Brigita daima böyle der!!

HOPE Bekle, bekle, Marty Michelson’ı nerede bulabileceğimi söyler misin?

PAZ K.  1 Michelson… Michelson.. ah, o 22. katta. Neden onu arıyorsun?.. Hadi ama, acele eeeet…


SAHNE 13

Hope 22. kata gitme telaşındadır. Birkaç kez Harry’ye seslenir ama yanıt gelmez.

HOPE Harry, Harry!! Nerede bu adam, hiç zamanımız yok.. Burada herkes delirmiş.. Mümkün olduğu kadar çabuk çıkışı bulmam lazım…

(O sırada karşısına B. Teknisyeni çıkar.).

HOPE Afedersin, bekler misin?... Havalandırmayı çalıştırabildin mi?

B.TEKNİSYENİ Yapmış gibi mi görünüyorum? …Buralarda bir yerde olmalı…

HOPE Bekle, sanırım çıkışı buldum ben.. 22. katta olsa gerek.. Bekle, kendimizi kurtarabiliriz…

B. Teknisyeni çoktan kaybolmuştur. Hope peşinden koşar ve kendinin bazı sesler duyduğu kapılarla dolu koridorda bulur. İlk kapıyı açar Başlarında kulaklıklı mikrofon setleri ve güneş gözlükleri olan insanlar hep birlikte anlaşılmaz bir şeyler tekrarlayarak söylemektedir. Adamın biri onların önünde durmaktadır ve tahtayadönerek renkli bir spiral çizer. Yazı tahtası arkasından gelen el feneri ışığıyla aydınlanır. Bu da tüm odaya tuhaf bir çeşit çok renkli ışık yayar.

ÖĞRENCİLER ATM, TDM, IP – IP V4, IP V6, TCP/UDP/DCCP, RTP, RTSP, RTCP, NMP, HTTP, FTP, MTP, ISUP, TUP, SCCP, TCAP

(Hope kapıyı kapatıp bir diğerini açar ama aynı sahneyle karşılaşır.)

ÖĞRENCİLER İş analizi ile ilgili önemli projeksiyonlar şunlardır:

Geleceğe uyumluluk, geriye dönük uyumluluk, olası maliyet düşürme…

(Aniden eğitmen adam omzundan yakalar).

EĞİTMEN Burada ne arıyorsun?

HOPE Ben.. ben kayboldum..

EĞİTMEN Burada olmaya iznin yok. Makbuzun nerede? Kursun ödemesini yaptın mı?

HOPE Makbuzum yok. Sadece bakım teknisyenini arıyorum.

EĞİTMEN Sorma, biz de onu arıyoruz. Bütün gün makineleri elle döndürmek zorunda kaldık, her şey üzerimize kaldı. Ve hiçbiryerde bulunamıyor! Tipik bir durum. Neyse, peki temizlikçi kadınları gördün mü? Bakım bölümünden 3 kişi yine hastalandı…

HOPE Hayır, görmedim, daha önce de biri onları sormuştu.. Ama Bakım teksnisyeniyle daha önce karşılaştım…

EĞİTMEN Eninde sonunda onu yakalayacağım.

(Hope’un geldiği yöne döner. Sonra bir şey hatırlar ve geri döner)

Ve Sen kaybol,  burada olmaya iznin yok.

HOPE Gidiyorum, sadece bana merdivenlere nasıl ulaşacağımı söyler misiniz? Hangi kattayız?

EĞİTMEN (Onu merdivene doğru iter)İşte çıkışın.. Burası 19. kat, şimdi kaybol hemen ve makbuzun olmadan geri dönme sakın.


SAHNE 14

(Hope yeniden merdivenlerde yalnız kalmıştır. Cep telefonuna bakar ve saatin neredeyse 12 olduğunu fark eder. Panikle ilerlemeye başlar ama sonu yok gibidir. Tuhaf bir şekilde koridor dönemeçler halindedir. Hope seyircinin etrafındaki merdivenlerde inip çıkmaya başlar. Kat numaralarını yüksek sesle söyler, ama katlar sıralı gitmemekte, rastgele değişmektedir.19. kat sonra 12. sonra 18 ardından 12 ve 21. kat… Ama 22. kat yoktur. Hope kendi kendine homurdanır:)

HOPE Az kaldı, şimdi yaklaştım.. gelmek üzereyim..

(Çocuk kahkahaları, okul sesleri duyulmaktadır. Bir an Joseph K’nın merdivenlerden mouse’u ile alkışladığını gördüğünü zanneder. Kapıların açılıp kapanma sesleri ve asansör sesi gelir. Aasansör kapısının açılması ve içinden gelen müzik sesi duyulur. Ayak sesleri, tekerlekli sandalye gıcırtısı duyulur. Hope telaş ve panikle aşağı yukarı koşturmaktadır.)

HOPE (kendi kendine) Tanrım, delireceğim.. Oksijensiz kalacağım.

(Hope’un elindeki cep telefonunun şarjı bitmek üzeredir, uyarı sesi gelir, biplemeye başlar.Tam telefon kapanmak üzereyken yeni bir kapı fark eder. Kapının üzerinde 22.Kat yazmaktadır. Kapıya doğru yürür, elinde fener niyetine tuttuğu cep telefonu kapanır. Artık tamamen karanlıktadır. Karanlıkta dikkatlice ilerlemeye çalışır bir anda korkunç bir ıslık sesi duyulur, sonradan çaydanlık sesi olduğu anlaşılır.)

HOPE (çığlık) Aaah!!!

MARTY (çığlık) Aaaaaah!!!

ARTY (çığlık) Aaaaaaaaaaaah!!!

(El feneri arkadan parlar. Hope ışıktan hiçbir şey göremez.)

MARTY Kimsin sen?

ARTY Ve burada ne arıyorsun???

HOPE Ben Hope. Takes’in yeni sekreteriyim. Marty Michelson’ı arıyorum.

MARTY Marty. Uzun zamandır birinin bu ismi söylediğini duymamıştım.

HOPE Onu tanıyor musunuz? Onu nerede bulabileceğimi biliyor musunuz? Bana 22. katta olduğu söylendi. Çok acil bir durum, fazla zamanımız yok.

MARTY Sakin ol, sakin, tatlım rahatla, ne bu acele?

(El feneri aşağı indirilirken korkunç bir figür ortaya çıkar. İlk bakışta Hope bunun tam karşısında duran iki başlı bir canavar olduğunu düşünür. Ama yeniden baktığında omzuna monte edilmiş bir ayna olan ve kafasını yansıtan sıradan bir adam olduğunu fark eder.Aynadaki yansımayla iki başlı gibi görünmektedir.)

MARTY Kimse sana senden farklı olanlara gözünü dikip bakmaman gerektiğini söylemedi mi?

HOPE Özür dilerim.. Karanlık yüzünden.. Gerçekten ben, sizi rahatsız…

MARTY Tamam, tamam.. Şimdi söyle bakalım, bu telaşının sebebi ne?

HOPE Havamız bitmek üzere!!!

MARTY Kimin?

HOPE Benim, bizim, hepimizin. tüm şirketin!!! Yarım saat içinde nefes alamaz hale geleceğiz.

MARTY Saçmalık!

HOPE Hayır saçmalık değil. Teknisyen söyledi bana..

MARTY O tam bir saçmalık abidesi. Şirkette 22 kat var, her biri yaklaşık 1200 metreküp hava içerir, bu da 27.000 metreküp hava eder, bunun yüzde 21’i oksijen.Bu da 5700 metreküp oksijen eder. Oksijen yüzdesi yüzde 15’in altına düşene kadar, -ki bu 4050 metreküpün altıdır- her şey yolunda demektir. Şirkette yaklaşık 2000 çalışan var her biri saatte 0.4 metreküp harcar. Bunun toplamı saatte 800 metreküp eder. 1650 bölü 800 sonuç, en az 2 saat 5 dakikamız olduğunu gösterir.

HOPE Evet, ama havalandırma sistemi birbuçuk saat önce kapandı.

MARTY Tamam, haklısın, o zaman pencereyi açarız.

HOPE PENCERE!!!  Demek doğru, bir pencere var.. Kurtulduk o zaman, pencereyi açabiliriz, uzay gemisinde değiliz, uzayda değiliz. Oh, Tanrıya şükürler olsun, Harry gerçekten de deliymiş.

MARTY Ah, şimdi sayende hatırladım da pencereyi açamayız.

HOPE Oh, hayır, her şey bitti. Havalandırmayı açmalıyız aksi takdirde işimiz biter. Bunu nasıl yapabiliriz, şimdi ne yapacağız, siz benim son umudumsunuz…

MARTY Canım, saçma sapan konuşuyorsun. Belli ki oksijensizlikten böylesin. Dinlenmelisin, biraz çay iç. Daha yeni yaptım.

HOPE Ben sizin canınız filan değilim. Siz delirmişsiniz. Biz hemen.. , hiç zaman yok…

MARTY Endişelenme, uzayda değiliz. yani aslında uzaydayız sonuçta her şey uzaydadır, hepimiz evrenin birer parçasıyız.Ama dünyadayız eğer sorduğun buysa. Etrafımız atmosferle çevrili.. Sadece pencerelere biraz silikon koymuştum, korkunç cereyan yapıyorlardı. Ben cereyana hiç dayanamam, çok hassasımdır, hemen hastalanıveririm.

(Hope çıldırmış haldedir, Marty’nin elindeki feneri kapar ve etrafta pencere aramaya başlar.. Bulduğunda silikonları tırnaklarıyla kazımaya çalışır.)

MARTY Oh, tatlım, kendini tutmalısın.. Kapıyı açacağız. Hadi gel.

HOPE Çıkış, orada bir çıkış var.. Kahin haklıymış. Pencereyi bulursan kapıyı da bulursun demişti.

(Marty onu dışarı terasa çıkarır. O anda gökyüzünü temsilen yıldızlarla dolu tavan görünür. Terasta iki sandalye ve küçük bir masa vardır. Marty çaydanlığı bırakır ve içeri fincan getirmeye gider. Hope gökyüzünün güzel görünümünün etkisindedir, şok olmuş halde hareketsiz yıldızlara bakmaktadır. Marty fincanlarla geri döner.)

MARTY Otur canım. Biraz çay iç. Umarım yeşil çay seversin.

(Hope sessizdir).

MARTY Burada olmak güzel değil mi? Özellikle yazın rüzgar yokken daha iyidir. Burası 22. kat biliyorsun, o yüzden çok rüzgarlı olabiliyor.

HOPE (kelimeleri bulamaz) Bunlar, bunlar.. bun..lar...

MARTY Yıldızlar. Evet. Daha önce yıldızları görmemiş miydin?

HOPE Görmüştüm, 5. kattaki parkta ama böyle, böyle harika görünmüyorlardı.

MARTY Onlar gerçek olmadığındandır. Gerçek olanlar çok güzeller. ne zaman görsem büyülenirim.Hadi, eğer biraz sakinleştiysen söyle bana telaşının sebebi nedir?

HOPE (kendinden geçmiş halde) Oksijen.. insanlar… hepsi boğulacaklar… Onları buraya getirmeliyiz… Onları kurtarmalıyız.

MARTY Söz konusu bile olamaz. On yıldan beri kimse beni görmeye gelmedi ya da arayıp sormadı. Hiçbir şekilde onları kurtarmam. Ayrıca yıllardan beri zaten kıçlarını kurtarıyorum. Yetti artık. Biliyor musun tatlım, bu aptal şirketin bütün yazılımları bana aittir. Kendilerini yararlı hissetsinler, oyalansınlar diye onlara hayali bir takım işler verdim. Bu sayede yolumdan çekileceklerini anladım.

HOPE Ne demek onlara işler vermek??? Bütün bunların kontrolü sen de mi yani? Herşeyi yöneten sen misin?

MARTY Hayır, ben değil, fantastik üçlü, yani Rita, Brigita ve Juanita.. Onların ne yapacağı önceden kestirilebilir ve ben ne istersem onu yaparlar. Ayrıca kendi yazılımımdan daha akıllı olmasam nasıl bir aptal olurdum?

HOPE Bu üçünü sen mi yaptın? Herşeyi kontrol ettiklerini biliyorsun. Neden onları kapatmıyorsun?? Bunca insanı neden kurtarmıyorsun?

MARTY Kurtarmak mı? Neden kurtaracağım? Hem ayrıca neden sen kapatmıyorsun onları? Sonuçta şimdi üç laptopa sıkışmış haldeler. Öyle olmalı. Gayet kolay bir şekilde onları kendin de kapatabilirsin.

HOPE İki taneler. Juanita kayıp. Ama bilemiyorum ki ben..hiç aklımdan geçmedi…

MARTY Düşün o zaman.

HOPE Sanırım yapabilirim, bilmiyorum.. sanki cinayet gibi bir şey.. Ayrıca bu şirketi kim yönetiyor? Herkesin geleceğinden ben sorumlu olacağım… Aklımda çok daha önemli bir şey vardı.. Çıkışı bulmak zorundayım.

MARTY Şimdi anlıyor musun, tatlım, insanların akıllarında daima daha önemli şeyler vardır, kimse kararları vermek, yönetmek istemez. Bu yüzden yönetme, karar verme yetkisi yalnızca sınırlı zekalara verilmelidir. Onlar insanları kontrol etmek üzere eğitilmişlerdir. Ancak son zamanlarda biraz daha yaratıcı olmaya başladılar. Patronlar daima tehlikelidir… herneyse zaten bu gemi daha iyisini hak etmiyor. Bana penceresi olan bir oda verdiler ve üstelik benim cereyandan nefret ettiğimi biliyorlardı. Onlara bana verdikleri tüm işleri bitirebilmek için yeterli zamanım olmadığını söylediğimde; bana kendimi klonlamanın bir yolunu bulmamı söylediler… Ve.. bunu yaptığımda bütçemi kestiler ve klonum yerine bu aynayı verdiler. Yine de sevgili Arty bana çok yardımcı oldu. Oh, özür dilerim.. Sizi tanıştırmadım.. Hope, bu Arty.. (Arty bir şey söylemez.) Ah, onu rahat bırakalım.. Onu sana tanıtmayı unuttuğum için somurtuyor.

ARTY Benden utanıyorsun…

MARTY Utanmıyorum.. Sadece biraz heyecanlandığım için unuttum..Söyleyecek çok şey vardı da.

ARTY Benim konuşamadığımı mı ima ediyorsun? Zavallı kızın aklını karıştırdığını göremiyor musun? Bütün bunları iki cümleyle özetleyebilirdim. Ama sen, sen neredeyse kıza kalp krizi geçirtecektin. O kadar kendiyle meşgul ki..İnsanlara takılmayı seviyor.Bu arada, ben Arty. Fantastik üçlü fikri de onun değil benimdi. Bana yardım etmeleri için… ama elbette,  yönetimdeki o pislikler benden çaldılar.”Sunum” için dediler. Hepsini aldım, onlara gösterdim ve iki ay sonra, -  çok ilginç bir iş.. ama bizim asıl işimiz değil, şu sıra krizdeyiz, bütçemiz çok az…. Hikayenin devamını tahmin edebilirsin… Tüm paraları alıp Karayiplere kaçtıklarını ve benim bebeklerime yönetimi bıraktıklarını öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı tahmin edebilirsin.Zavallı kızlarım.. Onlar çok tatlı ve akıllıydılar küçükken.. Ama o pislikler onlara tüm hileleri öğretmiş. Çocuklarımı mahvettiler. Onları nasıl kapatabilirim? Artık aşağılık cadalozlara dönüşmüş olsalar bile onlar yine de benim bebeklerim. Ama yüreklerinin derinliklerinde hala iyiler. Bir sineği bile incitemezler aslında. Sadece onlara öğretilenleri yapıyorlar ve yaptıklarının herkesin iyiliği için olduğunu zannediyorlar. İşlerini ne kadar iyi yaptıkları da ortada.

HOPE Ama, ama.. bütün bu insanları öldürecekler. Eğer çıkışı bulamazlarsa herkes ölecek.

ARTY Hayır, onlar bunu yapmazlar, pencereleri açacaklardır.. Sanırım.. Eminim iki saat içinde elektirik geri gelmezse diye sırf korkutmak için insanların öleceğini onlar söylemiştir.. Böylesine karmaşık bir sistemi kapatmayı ve yeniden başlatmayı bugüne kadar kimse denemedi. Eğer denense kimbilir neler olur o zaman… Ah, benim zavallı bebeklerim…

MARTY Neyse, sen neden bana söylemiyorsun.. Çıkışı araman için seni kim gönderdi?

HOPE Önce beni gönderen yönetici Takes’di… saat 12’de holdingde toplantısı vardı. Ama artık çok geç, of kesin beni öldürecek. Sonra oksijenin tükendiğini öğrendim ve bu yüzden de….

ARTY Çok zalimsin Marty, kızlarımıza ne olacağını umursamıyorsun bile. Kimbilir Juanita nerede?

MARTY (yavaş sesle Arty’ye) Hadi ama, panik yapma.. zamanında açılacak.

HOPE Kapatan sensin.

ARTY Evet, tüm şehirde. Yani, daha iyi bir görüntü için.. Yıldızların parıltısı sönükleşmeye başlamıştı. Bu akşam Perseid meteor yağmuru var..

HOPE (sinirlenmeye başlar) O zaman tehlikede falan değiliz, sen ne zaman istersen güç düğmesini çevirebilirsin.

MARTY Evet, yani bu durumda çay içecek vaktin var. Biliyor musun gerçekten Perseid yağmurunu görmelisin. İnanılmaz bir şey.

HOPE (Hala sinirlidir, bir şey söylemek için ağzını açar ama vazgeçer)) Neden olmasın? Ben biraz acıktım da. Bu sabah kahvaltı etmedim.

ARTY Ama, kahvaltını yapmalısın. Burada biraz kurabiye var ama saat birden önce öğle yemeği pişirmeyi planlamamıştım. Yemeğe kalmanı isterim.

HOPE Ben de isterim. Ama anlayamıyorum öğle saati olması gerekirken nasıl oluyor da şu an gece oluyor

MARTY Aaah, çünkü dünyada bir gün 24 saattir size okulda öğrettikleri gibi 28 saat değil. (Marty Hope’a çay koyar) Yapay gökyüzünü inşa ettiklerinde bu fikri de sundular. Eğer gün 28 saat olursa, çalışma saatleri de 8 saat yerine 12 saate uzamış oluyor. Bu da şu an olduğu gibi pek çok probleme neden oluyor tabii. Ama umurumda değil, zaten çalışma ssatlerimiz her zaman tuhaf..

ARTY Kimse bizi kontrol etmez.

HOPE Peki ne yapıyorsunuz?

(Marty Hope’a yine çay önerir)

ARTY Şimdi hiçbirşey.

HOPE Ne demek istiyorsun?

MARTY Gemiyi inşa edenler biziz.. yani motoru, hiperuzay motorunu… (Marty kendi düşünceleinde kaybolur) Küçüklüğümden beri yıldızlara dokunmak istemişimdir. Babam astronot olmamı istemişti. Ama ben aya gitme fikrine ısınamadım. Yerçekimsiz bölmelerde çalışmak yerine bale derslerine gitmeyi tercih ettim. Varolan mekiklerin hiçbir yere gidemeyeceğini biliyordum.. Bu yüzden bir gemi yapmaya karar verdim. Gerçek bir gemi, ışık yıllarında yolculuk edebilecek ilk gerçek uzay gemisi.. Bu yüzden kendime Uzay şirketinde iş buldum

ARTY Ama, asla pes etmedik. Projemiz üzerinde çalışmaya devam ettik… Düne kadar.

HOPE Peki dün ne oldu?

MARTY Dün o yıldızların dokunulmak istemiyor olabileceğinin fark ettim.

( Marty çayını yudumlar.)

ARTY Eski, antik bir kitap okuyorduk. Çoğunlukla sıkıcıydı, bilirsin tüm eski metinler gibi. Ama daha önce bu kitabı okuyan biri bir cümlenin altını çizmiş: “ Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Göklerin egemenliği onlarındır.” (İncil:Matta 5.3)

HOPE Ne demek bu?

ARTY Hiçbir fikrimiz yok… Ama kendimizi hiç ruhta yoksul düşünmemiştik.. Evet, asla, tam tersine…

( Marty çayını yudumlar.)

MARTY Sonra düşündüm ki, göklerin egemenliğine ulaşmak için açıkça yanlış bir yol izliyorum.

HOPE Peki şimdi?

MARTY Bilemiyorum. Düşünmem gerek. Düşünüyorum da, bir şeyler düşünüp bulacağıma eminim. Önce biraz çay içmeliyim. (Kısa bir an) ve Perseid meteor yağmurunu izlemeliyim.

( Bir süre Marty ve Hope yıldızları izlerler.)

HOPE Hemen güç düğmesini açman gerektiğini düşünmüyor musun? Yani, böylece insanlar boğulmayacaklar…

MARTY Biraz daha bekleyiversinler… (sessizlik) Çok güzeller değil mi?

HOPE Ah, evet gerçekten de öyle.

(sessizlik)

MARTY Öyleler, değil mi?

(sessizlik)

HOPE Evet, çok güzeller…

( Hope ve Marty çaylarını içip sessizce yıldızları izlerler.)

FİNAL



Facebook! TwitThis